Genç tüm milletvekillerinden oy istedi

1 08 2009
Genç tüm milletvekillerinden oy istedi  

TUNCELİ (A.A) - TBMM Başkanlığı için adaylığını açıklayan Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, ”Mecliste partizanlığı sona erdirmeyi en iyi şekilde ben becerebilirim” diyerek, tüm milletvekillerinden oy istedi.
9. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne katılmak için Tunceli’ye gelen Genç, Celal Doğan Parkı’nda yaptığı basın toplantısında, TBMM başkanlığına adaylığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Genç, parlamentonun en kıdemli, en bilgili ve parlamentonun iç tüzüğünü en iyi bilen milletvekilinin kendisi olduğunu iddia etti.
”Meclis çalışmalarını en iyi takip eden benim. Zaman zaman mecliste çok ciddi tavırlar koydum” diyen Genç, şunları söyledi:
”Meclisin işleyişini en iyi bilen benim. Mecliste partizanlığı sona erdirmeyi en iyi şekilde ben becerebilirim. En tarafsız meclis yönetimini, bürokrasiye ulaştırabileceğime inandığım için meclis başkanlığına aday oluyorum. Milletvekillerinin vicdanlarına sesleniyorum. Gizli hücrelerde bana oy vermelerini diliyorum.”
Kamer Genç, bir gazetecinin ”Hangi partilerden daha çok oy bekliyorsunuz?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi:
”Bütün partilerden. Hiçbir parti ayrımı yapmıyorum. Benim tarafsız bir meclis başkanlığı yapacağımı da herkesin bilmesi lazım. Ben hiçbir siyasi partiye mensup değilim. Soyguna talana karşı çıkan bir milletvekiliyim. Eğer TBMM üyeleri bu nitelikteki birinin meclis başkanlığına gelmesini istiyorlarsa işte hodri meydan ben adayım, buyursunlar bana oy versinler.”





Erdoğan’a Münevver Karabulut sorusu

11 07 2009
Erdoğan’a Münevver Karabulut sorusu  

 

ANKARA (A.A) – DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, ”Toplum genelinde Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili tahkikatın titizlikle yapılmadığı yönündeki intibayı giderecek nasıl bir çalışma yapılması düşünülüyor?” diye sordu.
TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde Ağırbaş, üniversitelerde otopsi eğitimi veren birimlerin sayısı artırılarak, donanımlı otopsi teknisyenlerinin yetiştirilmesine yönelik çalışma olup olmadığını öğrenmek istedi.
Ağırbaş, ”Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bilimsel bakış açışı ile teknolojik yenilikleri, suçların ve suçluların tespiti sürecine entegre etmeye yönelik herhangi bir program veya proje çalışması yürütülüyor mu?” sorusunu yöneltti.

 





Baykal’a “Faşist General Franko” benzetmesi

1 07 2009
Baykal’a “Faşist General Franko” benzetmesi  
AKP Ankara Milletvekili ve Çevre Komisyonu Başkanı Haluk Özdalga, Faşist general Franko yandaşlarının İspanya’da oynadıkları rolü bugün Türkiye’de CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP’li yandaşlarının üstlendiğini öne sürdü. Özdalga, “Eğer CHP yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne giderse ben de onların peşinden kaçtıkları yere kadar gideceğim” dedi.
Özdalga yaptığı yazılı açıklamada, TBMM’de kabul edilen son yasa ile sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına son verildiğini ve darbeye teşebbüs edenler dahil bazı suçlarda askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının önünün açıldığını söyledi. Bunların Türkiye’nin demokrasinin güçlenmesi için büyük önem taşıyan reformlar olduğunu savunan Özdalga, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal başta olmak üzere tüm CHP sözcülerinin bu reformlara ağır ifadelerle karşı çıktığını kaydetti. Özdalga şunları söyledi:
 
“Baykal’ın ve CHP’nin bu tutumu, demokrasinin güçlenmesine karşı nasıl ikiyüzlü ve arsız bir muhalefet sürdürdüklerini bir kez daha gözler önüne seriyor. 1980′lerde İspanya’da demokratikleşme reformlarına direnen, faşist diktatör Franko yandaşları olmuştu. Ama bu direnişleri sonuç vermedi. Demokratik İspanya, AB’nin en çarpıcı başarı örneklerinden biri oldu. General Franko yandaşları da tasfiye edildi. Faşist General Franko yandaşlarının İspanya’da oynadıkları rolü bugün Türkiye’de Baykal ve CHP’li yandaşları üstlenmiş durumda. Tarihin acı cilvesi, Baykal o tarihlerde İspanyol sosyal demokrat lider Felipe Gonzales’i örnek aldığını, Türkiye’nin Gonzales’i olmak istediğini söylüyordu. Şimdi faşist general Franko’nun elbiselerini içine giymeyi sindirdi.
Baykal ve CHP’li yandaşlarının akıbeti de Frankocular gibi olacak. Eğer CHP bu yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne giderse ben de onların peşinden kaçtıkları yere kadar gideceğim. Demokrasiye karşı yürüttükleri bu arsız muhalefeti milletin önünde Avrupa‘da ve üyesi bulundukları Sosyalist Enternasyonel’in her zemininde teşhir etmeye devam edeceğim.”
 
ANKA




Baykal: Türkiye 12 gündür karanlıkta

24 06 2009
Baykal: Türkiye 12 gündür karanlıkta  
ANKARA (ANKA) – CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “İrticayla mücadele eylem planı” belgesinin aydınlatılmaması nedeniyle 12 gündür “Türkiye’nin karanlıkta” olduğunu ifade ederek “Çok yoğun tartışma ve değerlendirme ise olağanüstü bir şekilde yapılmaktadır. TSK’nın kimliğiyle ilgili böyle temel bir belgenin iç yüzünün hala aydınlatılamamış olmasını derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. 12 gündür ortaya atılan itham ve iddialar boşlukta bırakıldı. Bunu anlamak, izah etmek mümkün değildir” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM’de partisinin grup Toplantısında ‘irticayla mücadele’ planında halen bir sonuca varılmadığına dikkat çekti. 12 gündür “Türkiye’nin karanlıkta” olduğunu söyleyen Baykal, “Çok yoğun tartışma ve değerlendirme ise olağanüstü bir şekilde yapılmaktadır. TSK’nın kimliğiyle ilgili böyle temel bir belgenin iç yüzünün hala aydınlatılamamış olmasını derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. 12 gündür ortaya atılan itham ve iddialar boşlukta bırakıldı. Bunu anlamak, izah etmek mümkün değildir” dedi. Söz konusu durumun TSK’nın temel işlevi ve güvenilirliği ile ilgili olduğunu söyleyen Baykal, söz konusu belgenin hükümet tarafından çok ciddiye alındığını söyledi. Baykal, “Başbakan, bu metni iktidara karşı bir komplo düzenlemeyi amaçlayan bir metin olarak gördü. Bu metinle ilgili olarak hukuki süreci işletme kararın aldı ve yargıya başvurdu. Ortada ciddi itham, iddia var ve 12 günden beri içyüzünün ne olduğuna dair en küçük bilgiye sahip değiliz” dedi. Belgenin Genelkurmay’ın bilgisi dahilinde yapılmasının Türkiye için önem taşıyacağına değinen Baykal, belgenin Genelkurmay içinde başka bir “cunta” tarafından oluşturulmasının ise çok daha vahim bir tablo ortaya koyduğunu söyledi. Bunların dışında belgenin tamamen TSK’yı küçük düşürmek amacıyla “belli merkezler” tarafından düzenlenmiş olabileceğine de değinin Baykal, böyle bir durumda da gereğinin yapılması gerektiğinin altını çizdi.

-“BİZLE DE PAYLAŞIN DA KAYGILANACAK BİR ŞEY OLMADIĞINI BİZ DE GÖRELİM”-

Başbakan Erdoğan’ın söz konusu belgenin ortaya çıkmasının ardından buna karşı mücadele kararlılığını ortaya koyduğunu anımsatan Baykal, Erdoğan’ın AB Büyükelçilerine ise “biz kurumlar olarak biriz, belge Türkiye’yi sarsmadı” mesajı verdiğine işaret etti. Baykal, “Bu 12 gün içinde başbakanın teşhisini ‘iktidara yönelik komplo’dan, ‘hep beraber bu olayı götürüyoruz’ noktasına getiren hangi süreçtir, ne oldu? Bizim anlayışımızı etkileyecek yeni bir şey yok. Genelkurmay’ın ‘hakaret sayarım’ sözünden çıkarak Genelkurmay’ın bilgisinin olmadığı sonucun çıkarıyoruz ama yukarıda bir uyum var. Ama o uyumun nedenini bizle de, milletle de paylaşsalar da biz de millet olarak kaygılanacak hiçbir şeyin olmadığı görüversek” dedi.

-”ELBETTE İMZA BENZEYECEK”-

Belgenin altında imzası olan Kurmay Piyade Albay Dursun Çiçek’in hala görevde olduğuna dikkat çeken Baykal, ortada halen belge ile bir tartışma olduğunu kaydetti. Belgenin fotokopi mi yoksa orijinal belge olup olmadığının dahi netlik kazanmadığını söyleyen Baykal, Emniyet yetkililerinde belgenin aslının olduğuna yönelik haberlerin çıktığını anlattı. Emniyet ve yargıya belgenin orijinalinin nasıl geldiğinin araştırılmadığını, bunun yerine imzanın benzerliğinin tartışıldığını kaydeden Baykal, “Yani eğer fotokopideki imza benzemiyorsa buna şaşmak lazımdır. Elbette imza benzeyecektir. Belli bir kişiye ait olduğu iddia edilmek için bu belge yapıldı. İmzanın taşınması kadar sıradan bir uygulama yoktur. Neyi tartışıyoruz” dedi.

-“HAZMETMEMİZİ BEKLEMEYİN”-

Baykal, söz konusu konu karşısındaki sükuneti, sessizliği, bu iddialar karşısındaki rahatlığı izah etmenin mümkün olmayacağını ifade ederek, “Öyle bir noktaya gelinmiştir ki; bu belge doğru da olsa önemli değildir, doğru olmasa da önemli değildir.. Bunu hazmettirmeyi sanki birileri sağlamaya çalışıyormuş gibi bir şey var. Ama bunu sindirmeye hazır değiliz. Gerçekten belge varsa gereğinin yapılmasını mutlaka istiyoruz. Eğer bu tertip ise Genelkurmay’ın ‘eğer doğru değilse ne olur görürüz’ sonucunu görmek istiyoruz. Bizim içimize sindirmemizi kimse beklemesin” dedi. Konuyla ilgili bir teslimiyet noktasına gelindiğini kaydeden Baykal, “Anlayış birliğinin ortaya çıktığın görüyoruz ama bunun dayanaklarını milletin görmesi lazımdır. Gerçekten telaş gerektiren bir durum yok mudur. Öyle anlaşılıyor ki yoktur. Albay yerinde. Eğer yoksa neyi bekliyoruz? Nerden çıkmıştır, bunun altında ne yatıyordu. ‘Canım onu kurcalamayalım’. Türkiye’nin tutarlılığa, verilen sözlerin arkasında durulduğunu görmenin ihtiyacı var. Bunu sağlamalıyız. Ben umudumu kaybetmedim” dedi.

-“BU İTHAMI KİM NASIL NE CÜRETLE YAPIYOR”-

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “teselli” ederek, “merak etmeyin gerçekler gizlenemez” dediğini anımsatan Baykal, “Evet gizlenemez ama biz bugün ortaya çıkmasını istiyoruz, derhal ortaya çıkmasını bekliyoruz” dedi. Bu olayın iki sonucunun da Türkiye’yi ciddi ve derinden bir şekilde etkileyeceğini ifade eden Baykal, “Olabilir diye geçiştiremeyiz. Öyle bir şey varsa onun derhal bütün ayrıntılarıyla çıkması gerekir. Bu TSK’nın örgütsel bütünlüğünü bir kurum olarak işler anlayışını yer yer kaybetmiş olduğunu bize gösterir. Bu vahim bir tablodur. Böyle bir durum söz konusu değilse Anayasaya saygılı bir anlayış doğrultusunda Genelkurmay Başkanının ifa ettiği doğrultuda bir kurum ise bu ithamı kim yapıyor. Ne cüretle, ne amaçla yapıyor. Nasıl yapabiliyor, nerelerden güç alarak yapıyor. Nasıl böyle etkin olabilmiştir. Bunun belgeleri nasıl emniyetin yargının elinde dolaşma fırsatını elde edebilmiştir. Bu öbür ihtimalden daha da vahimdir” dedi.

ANKARA (ANKA) – CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “İrticayla mücadele eylem planı” belgesinin aydınlatılmaması nedeniyle 12 gündür “Türkiye’nin karanlıkta” olduğunu ifade ederek “Çok yoğun tartışma ve değerlendirme ise olağanüstü bir şekilde yapılmaktadır. TSK’nın kimliğiyle ilgili böyle temel bir belgenin iç yüzünün hala aydınlatılamamış olmasını derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. 12 gündür ortaya atılan itham ve iddialar boşlukta bırakıldı. Bunu anlamak, izah etmek mümkün değildir” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM’de partisinin grup Toplantısında ‘irticayla mücadele’ planında halen bir sonuca varılmadığına dikkat çekti. 12 gündür “Türkiye’nin karanlıkta” olduğunu söyleyen Baykal, “Çok yoğun tartışma ve değerlendirme ise olağanüstü bir şekilde yapılmaktadır. TSK’nın kimliğiyle ilgili böyle temel bir belgenin iç yüzünün hala aydınlatılamamış olmasını derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. 12 gündür ortaya atılan itham ve iddialar boşlukta bırakıldı. Bunu anlamak, izah etmek mümkün değildir” dedi. Söz konusu durumun TSK’nın temel işlevi ve güvenilirliği ile ilgili olduğunu söyleyen Baykal, söz konusu belgenin hükümet tarafından çok ciddiye alındığını söyledi. Baykal, “Başbakan, bu metni iktidara karşı bir komplo düzenlemeyi amaçlayan bir metin olarak gördü. Bu metinle ilgili olarak hukuki süreci işletme kararın aldı ve yargıya başvurdu. Ortada ciddi itham, iddia var ve 12 günden beri içyüzünün ne olduğuna dair en küçük bilgiye sahip değiliz” dedi. Belgenin Genelkurmay’ın bilgisi dahilinde yapılmasının Türkiye için önem taşıyacağına değinen Baykal, belgenin Genelkurmay içinde başka bir “cunta” tarafından oluşturulmasının ise çok daha vahim bir tablo ortaya koyduğunu söyledi. Bunların dışında belgenin tamamen TSK’yı küçük düşürmek amacıyla “belli merkezler” tarafından düzenlenmiş olabileceğine de değinin Baykal, böyle bir durumda da gereğinin yapılması gerektiğinin altını çizdi.

-“BİZLE DE PAYLAŞIN DA KAYGILANACAK BİR ŞEY OLMADIĞINI BİZ DE GÖRELİM”-

Başbakan Erdoğan’ın söz konusu belgenin ortaya çıkmasının ardından buna karşı mücadele kararlılığını ortaya koyduğunu anımsatan Baykal, Erdoğan’ın AB Büyükelçilerine ise “biz kurumlar olarak biriz, belge Türkiye’yi sarsmadı” mesajı verdiğine işaret etti. Baykal, “Bu 12 gün içinde başbakanın teşhisini ‘iktidara yönelik komplo’dan, ‘hep beraber bu olayı götürüyoruz’ noktasına getiren hangi süreçtir, ne oldu? Bizim anlayışımızı etkileyecek yeni bir şey yok. Genelkurmay’ın ‘hakaret sayarım’ sözünden çıkarak Genelkurmay’ın bilgisinin olmadığı sonucun çıkarıyoruz ama yukarıda bir uyum var. Ama o uyumun nedenini bizle de, milletle de paylaşsalar da biz de millet olarak kaygılanacak hiçbir şeyin olmadığı görüversek” dedi.

-”ELBETTE İMZA BENZEYECEK”-

Belgenin altında imzası olan Kurmay Piyade Albay Dursun Çiçek’in hala görevde olduğuna dikkat çeken Baykal, ortada halen belge ile bir tartışma olduğunu kaydetti. Belgenin fotokopi mi yoksa orijinal belge olup olmadığının dahi netlik kazanmadığını söyleyen Baykal, Emniyet yetkililerinde belgenin aslının olduğuna yönelik haberlerin çıktığını anlattı. Emniyet ve yargıya belgenin orijinalinin nasıl geldiğinin araştırılmadığını, bunun yerine imzanın benzerliğinin tartışıldığını kaydeden Baykal, “Yani eğer fotokopideki imza benzemiyorsa buna şaşmak lazımdır. Elbette imza benzeyecektir. Belli bir kişiye ait olduğu iddia edilmek için bu belge yapıldı. İmzanın taşınması kadar sıradan bir uygulama yoktur. Neyi tartışıyoruz” dedi.

-“HAZMETMEMİZİ BEKLEMEYİN”-

Baykal, söz konusu konu karşısındaki sükuneti, sessizliği, bu iddialar karşısındaki rahatlığı izah etmenin mümkün olmayacağını ifade ederek, “Öyle bir noktaya gelinmiştir ki; bu belge doğru da olsa önemli değildir, doğru olmasa da önemli değildir.. Bunu hazmettirmeyi sanki birileri sağlamaya çalışıyormuş gibi bir şey var. Ama bunu sindirmeye hazır değiliz. Gerçekten belge varsa gereğinin yapılmasını mutlaka istiyoruz. Eğer bu tertip ise Genelkurmay’ın ‘eğer doğru değilse ne olur görürüz’ sonucunu görmek istiyoruz. Bizim içimize sindirmemizi kimse beklemesin” dedi. Konuyla ilgili bir teslimiyet noktasına gelindiğini kaydeden Baykal, “Anlayış birliğinin ortaya çıktığın görüyoruz ama bunun dayanaklarını milletin görmesi lazımdır. Gerçekten telaş gerektiren bir durum yok mudur. Öyle anlaşılıyor ki yoktur. Albay yerinde. Eğer yoksa neyi bekliyoruz? Nerden çıkmıştır, bunun altında ne yatıyordu. ‘Canım onu kurcalamayalım’. Türkiye’nin tutarlılığa, verilen sözlerin arkasında durulduğunu görmenin ihtiyacı var. Bunu sağlamalıyız. Ben umudumu kaybetmedim” dedi.

-“BU İTHAMI KİM NASIL NE CÜRETLE YAPIYOR”-

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “teselli” ederek, “merak etmeyin gerçekler gizlenemez” dediğini anımsatan Baykal, “Evet gizlenemez ama biz bugün ortaya çıkmasını istiyoruz, derhal ortaya çıkmasını bekliyoruz” dedi. Bu olayın iki sonucunun da Türkiye’yi ciddi ve derinden bir şekilde etkileyeceğini ifade eden Baykal, “Olabilir diye geçiştiremeyiz. Öyle bir şey varsa onun derhal bütün ayrıntılarıyla çıkması gerekir. Bu TSK’nın örgütsel bütünlüğünü bir kurum olarak işler anlayışını yer yer kaybetmiş olduğunu bize gösterir. Bu vahim bir tablodur. Böyle bir durum söz konusu değilse Anayasaya saygılı bir anlayış doğrultusunda Genelkurmay Başkanının ifa ettiği doğrultuda bir kurum ise bu ithamı kim yapıyor. Ne cüretle, ne amaçla yapıyor. Nasıl yapabiliyor, nerelerden güç alarak yapıyor. Nasıl böyle etkin olabilmiştir. Bunun belgeleri nasıl emniyetin yargının elinde dolaşma fırsatını elde edebilmiştir. Bu öbür ihtimalden daha da vahimdir” dedi.





Özyürek’ten cemaat savunması

25 11 2008
Özyürek’ten cemaat savunması  

Ankara (AA)- CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, bazı cemaatlerin, partisinin adaylarını destekleyebileceğini ancak bunun, bu kesimlerle pazarlık yaptıkları anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Özyürek, TBMM grubundan önce, gazetecilerin, ”CHP’nin, AK Parti‘den rahatsız cemaatler açılımına” ilişkin basında çıkan haberlere yönelik sorularını yanıtladı.
Cemaatlerin, tarikatların oyunu almak için herhangi bir girişim ve temaslarının olmadığını kaydeden Özyürek, ”Bölgesel olarak kendiliğinden ortaya çıkan durumlardır. Süleymancılar bir adayı destekler, ona karşı olan bir başka grup bunu destekler. Onun desteklerinin sonuç verebilmesi için de en güçlü aday olması lazım. CHP, her yerde AKP ile yarışan bir parti olduğu için bazı kesimler, bazı cemaatler bizim adaylarımızı kendiliğinden destekler. Ama bu, bizim onlarla pazarlık yaptığımız anlamına gelmez” diye konuştu.
Türkiye’yi geçmişte de tanıdıklarını, her kesimden oy aldıklarını ifade eden Özyürek, bunun, açılım değil, katılım olduğunu kaydetti. Özyürek, çizgilerinde dönüşüm olmadığını, çizgilerinde devam ettiklerini belirterek, örgütlerinden tepki gelmediğini söyledi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Selvi, temel çözümün, Atatürk’ün
gösterdiği yolda ve laik Cumhuriyette olduğunu dile getirdi. CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter de CHP İstanbul Milletvekili Necla Arat ile farklı düşündüğünün anımsatılması üzerine, ”Sayın Arat, endişesini ifade etmiş. Hepimiz, CHP ilkeleri altında birleşmiş, bu konuda mücadele vermeye kararlı insanlarız” dedi.

 





Meclis’te canlı bomba paniği

25 11 2008
Meclis‘te canlı bomba paniği  
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) canlı bomba alarmı yaşandı.
Alınan bilgiye göre, isminin Mehmet Nezir Ç. (40) olduğu öğrenilen bir kişi, Meclis’in Çankaya kapısına gelerek içeri girmek istedi. Şüpheli hareketleri üzerine girişte görevli polislerin durdurmak istemesi üzerine şahıs, ‘Üzerimde bomba var’ diyerek tepki gösterdi. Polis ekipleri tarafından etkisiz hale getirilerek gözaltına alınan Mehmet Nezir Ç., bir süre Meclis nizamiyesinde bekletildi. Olay yerine gelen bomba uzmanının yaptığı incelemelerin ardından şüpheli, Kavaklıdere Karakolu’na götürüldü. Şahsın Siirt Şirvan’dan geldiği, işsiz olduğu ve iş istemek için Meclis’e geldiği öğrenildi.
 
İHA

 

 





AKP’den seçim öncesi sürpriz transfer

24 11 2008
AKP’den seçim öncesi sürpriz transfer  
ANKARA (İHA) – AK Parti, yerel seçimler öncesinde sürpriz bir transfer gerçekleştirecek.
 
Ağar’ın en yakın kurmaylarından Elazığ Belediye Başkanı Demokrat Parti’li (DP) Süleyman Selmanoğlu, yarın AK Parti’ye katılacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yarın partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda Selmanoğlu’na AK Parti rozeti takacak.
 
AK Parti, yerel seçimler öncesinde özellikle Doğu ve Güneydoğu’da sürpriz transfer atağına geçti. AK Parti bu doğrultuda ilk ciddi transferini yarın gerçekleştirecek. Eski DYP lideri Mehmet Ağar’ın en yakın kurmaylarından Elazığ Belediye Başkanı DP’li Süleyman Selmanoğlu yarın AK Parti saflarına katılacak.
 
Başbakan Erdoğan, partisinin yarınki TBMM Grup Toplantısı’nda Selmanoğlu’na AK Parti rozeti takacak. Selmanoğlu ile birlikte 100 DP’linin de yarınki grup toplantısında AK Parti’ye katılması bekleniyor.