Ermenistan sınırı açılıyor

1 09 2009

Protokolün ayrıntıları belli oldu

PROTOKOL

Türkiye ile Ermenistan, paraf ettikleri protokol ile diplomatik ilişki kurulması ve karşılıklı olarak diplomatik temsilcilik açılması hususunda anlaştı.

İsviçre’nin arabuluculuğunda sürdürülen görüşmeler sonucu iki ülke arasında dün paraf edilen ve 6 hafta sonra imzalanması öngörülen iki protokolden biri olan “Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti Arasında Diplomatik İlişkilerin Kurulmasına Dair Protokol”, iki ülke arasındaki mevcut sınırın karşılıklı olarak tanınmasını da öngörüyor.

Protokol çerçevesinde, Türkiye ile Ermenistan, gerek ikili gerekse uluslararası ilişkilerinde, “eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı” ilkelerine saygılı olacak.

İki ülke protokolle ayrıca, aradaki mevcut sınırı uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanıyarak, ortak sınırın açılmasını kararlaştırıyor.

Protokole göre iki ülke, terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınmayı ve teröre karşı mücadelede işbirliğine gitmeyi taahhüt ediyor.

Protokolde neler var?

- Sınırların açılması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 2 ay sonra)

- İki ülke dışişleri bakanlığında çalışma grubu kurulması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 2 ay sonra)

- Hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonların çalışacağı koşullar, temel statülerin bakanlar düzeyinde onaylanması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 3 ay sonra)

- Hükümetlererası komisyonların ilk toplantısının düzenlenmesi (Çalışma koşulları saptandıktan hemen sonra)

- 7 alt komisyon kuruluyor: Siyasi İstişare Alt Komisyonu, Ulaştırma, İletişim ve Enerji Altyapı ve Şebekeleri Alt Komisyonu, Hukuki Konulara İlişkin Alt Komisyon, Bilim ve Eğitim Alt Komisyonu, Ticaret, Turizm ve Ekonomik İşbirliği Alt Komisyonu, Çevre Sorunlarına İlişkin Alt Komisyon, Tarihsel Boyuta İlişkin Alt Komisyon (Bu Komisyon ile karşılıklı güveni yaratmak için bir diyalog mekanizması kuruluyor. Tarihi belgeler incelenecek, bu incelemeye Ermeni, Türk, İsviçre ve diğer uluslardan katılım olabilir. Bununla şu deniliyor aslında; Ermenistan kapı kapı dolaşıp ’soykırım’ demeyecek) (Hükümetlerarası Komisyon’un ilk toplantısından en geç 1 ay sonra)

-TARİHİ PROTOKOLÜN METNİ-

Protokol şöyle:

“Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti,

Aynı gün imzalanan ilişkilerin geliştirilmesi hakkında Protokol’de öngörüldüğü şekilde, halklarının yararına hizmet etmek amacıyla iyi komşuluk ilişkileri tesis etmeyi, siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda ikili ilişkileri geliştirmeyi arzulayarak,

Birleşmiş Milletler Şartı, Helsinki Nihai Senedi, Yeni Avrupa için Paris Şartı çerçevesindeki yükümlülüklerine atıfta bulunarak,

İkili ve uluslararası ilişkilerinde, eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkelerine saygılı olacakları ve bu ilkelere saygı gösterilmesini sağlayacakları yönündeki taahhütlerini teyit ederek,

İki ülke arasında güven ve itimat ortamı oluşturulmasının ve bunun muhafaza edilmesinin, tüm bölgede barışın, güvenliğin ve istikrarın kuvvetlenmesine katkıda bulunacağını, güç kullanımından ya da güç kullanma tehdidinden imtina etme, anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü, insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunmasının önemini akılda tutarak,

İki ülke arasındaki mevcut sınırın uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanındığını teyit ederek,

Ortak sınırın açılması hususunda aldıkları kararı vurgulayarak,

İyi komşuluk ilişkileri anlayışıyla bağdaşmayacak herhangi bir siyaset izlemeyeceklerine dair taahhütlerini yineleyerek,

Hangi nedenle olursa olsun terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınılacağını ve bunlara karşı mücadelede işbirliğine gidileceğini taahhüt ederek,

Ortak çıkarlar ve iyi niyet zemininde, barış, karşılıklı anlayış ve uyum hedefleri doğrultusunda ilişkileri için yeni bir model geliştirme ve istikamet belirleme iradelerini teyit ederek,

1961 tarihli Diplomatik İlişkilere Dair Viyana Sözleşmesi uyarınca bu Protokolün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diplomatik ilişki kurulması ve karşılıklı olarak diplomatik temsilcilik açılması hususunda anlaşmışlardır.”

Metinde, “protokolün ve imzalanan diğer protokolün aynı gün ve esasen onay belgelerinin değişimini takip eden ilk ayın ilk günü yürürlüğe gireceği” belirtiliyor.





Erdoğan tavrını koydu

11 07 2009
Erdoğan tavrını koydu  
Başbakan Erdoğan, Çin’de yaşanan olaylarla ilgili kullandığı vahşet kelimesinin arkasında olduğunu belirterek, “Yüzlerce insanın öldürüldüğü, binlercesinin yaralandığı olaylar için kullanılacak kelime vahşettir. Bu bir soykırımdır” dedi.
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Bir taraftan evrensel değerleri konuşacağız, insan haklarını konuşacağız, öbür taraftan bunlara seyirci kalacağız; bu olacak iş değil” dedi.
İtalya’nın L’aquila kentindeki G-8 Zirvesi’nin ardından Türk basın mensuplarınının soruları yanıtlayan Erdoğan, bir gazetecinin, ”Dün Avrupa Birliği liderleriyle ilgili bir toplantıda yer aldınız? Türkiye’nin Avrupa Birliği süreciyle ilgili yeni başlıklarla ilgili nasıl bir görüşme gerçekleşti?” sorusu üzerine, şunları söyledi:
”Bizim müzakerelerimizle ilgili süreci genelde değil, daha çok dönem başkanı değerli meslektaşım Fredrik Reinfeldt ile görüştük. Orada kendi samimi yaklaşımlarını her zamanki gibi ifade ettiler. Bu konuda da yine gerek başmüzakereci arkadaşım, gerekse Dışişleri Bakanımız da irtibatlarını devam ettirecek. Bizler şu anda parlamento dışı yapabileceğimiz çalışmaları yapmak suretiyle parlamento açıldığı döneme kadar alacağımız mesafeleri almayı planlıyoruz. Onu da kendileriyle müzakere ettik.”
Başbakan Erdoğan, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki olaylara ilişkin bir soru üzerine de şunları kaydetti:
 
”Görüşme yaptığım bazı devlet başkanlarına ve başbakanlara düşüncelerimi ifade ettim. ‘Vahşet’ ifadesini Türkiye’de zaten kullandım. Onun da arkasındayım. Çünkü yüzlerce insanın öldürüldüğü ve bini aşkın insanın yaralı olduğu bir olayı, adeta bir soykırımı herhalde başka bir kelime ifade etmez.Bunu hem bir soydaş olarak, hem aynı değerleri paylaşan insanlar olarak söylemek durumundayız. Bir taraftan evrensel değerleri konuşacağız, insan haklarını konuşacağız, öbür taraftan bunlara seyirci kalacağız; bu olacak iş değil. Bu nereden gelirse gelsin, hangi değerleri paylaşırsa paylaşsın eğer insan öncelikli bir dünyayı paylaşıyorsak, bu konuda ikili ilişkiler veyahutta menfaatler değil, insan öne çıkmalı ve insana yönelik bu noktada dünyadaki tüm ülkeler el ele vermeli diye düşünüyorum.
Böyle inanıyorum, böyle inandığım için de orada çıkarları değil, bunu düşünmek durumunda olduğumuzu söylüyorum ve adaletli bir yaklaşımla Çin yönetiminden buradaki failler üzerinde gerekli yaptırımların ortaya konulmasını, uygulamaya konulmasını bekliyoruz. İstediğimiz budur ve bundan daha doğal da bir şey olamaz. Bu düşüncelerimi de görüştüğüm meslektaşlarıma da ifade ettim. İkili görüşmelerde de ‘kimse hayır şöyle değil’ demiyor.
Herkes de bu olayı hakikaten bayağı sıkıntılı bir şekilde değerlendiriyor. ‘Bu durumun üzerine de hassasiyetle eğilmek gerekir’ diye düşünüyorlar ve BM Güvenlik Konseyi’nde Çin daimi üye, biz geçici üye; orada da bu işin değerlendirilmesi, görüşülmesi gerekir diye de inanıyorum, düşünüyorum. Bunu da dönünce arkadaşlarımla değerlendireceğiz.”
Bir gazetecinin, hangi liderlerle ve başbakanlarla görüşme fırsatı bulduğuna ilişkin bir soruya Erdoğan, ”Hemen hemen bütün liderlerle görüşme fırsatım oldu diyebilirim. Kimisiyle yemekte, kokteyl kısmında, hepsiyle az çok bir görüşme fırsatını yakaladım. Bir kısmıyla bu konuları görüşme imkanımız oldu. Bir kısmıyla da Dışişleri Bakanımız vasıtasıyla döndükten sonra yapacağımız çalışma ile ayrıca bu görüşmeleri devam ettireceğiz” karşılığını verdi.
Erdoğan, ”G-8 formatının G-14′e dönüştürülmesinden bahsediliyor. G-14 formatında ileride Türkiye’nin olabilmesi, İtalyan basınında konuşuldu. Bu konudaki düşünceniz nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi
”Doğrusu benim katıldığım oturumlarda bu gündeme gelmedi. Fakat bunun kulislerini duyuyorum. Kulislerini duymak da tabii benim şu anda böyle bir değerlendirme yapmamı bir yerde gerektirmiyor. Fakat bu konuda G-14 tezini savunanlar olduğu gibi G-20 tezini savunanlar da vardır.
Öyle zannediyorum ki Pitzburg’da kolay bir adım herhalde farklı bir durum arz edecektir. Onun için Birleşmiş Milletler toplantısını bekleyelim ve oradaki Pitzburg buluşmasında büyük ölçüde daha geniş gündeme gelecektir.”
Bir gazetecinin, İtalya’ya gelmeden önce bir İtalyan gazetesine verdiği demeci hatırlatarak, ”Gerek Sarkozy, gerekse Merkel konusunda bazı yakınmalarınız söz konusuydu. O hissediliyordu. Yani baş başayken farklı mesajlar verdiklerini ama kendi kamuoylarına konuştuklarında farklı bir üslup kullandıklarından bahsediyorsunuz Türkiye konusunda. Bu zirvede Sarkozy’nin dışında Merkel’le de görüştünüz mü? Kendilerine bu konuları dile getirme imkanınız oldu mu?” sorusuna Erdoğan, ”Görüşmelerde bu konular gündeme gelmedi. Gerek Sarkozy ile gerekse Merkel’le böyle bir görüşmemiz olmadı. Daha çok şu anda küresel finans krizi, ekonomik kriz, Merkel’le özellikle bunları görüştük. Sayın Sarkozy ile sadece gıda güvenliği konusunda kısa bir görüşmemiz oldu o kadar” yanıtını verdi.