PKK ateşkesi uzattı

23 09 2009

PKK bir süredir devam eden ateşkes kararını uzattığını açıkladı

Terör örgütü PKK yaptığı açıklamada Kürt açılımının sahte bir açılım olduğunu ve Kürt sorununu çözmeyi amaçlamadığını iddia etti. PKK açılım için “sözde Kürt Açılımı” ifadesini kullandı.

KÜRT SORUNUNU SÖZDE ÇÖZÜYORLAR
Açıklamada şunlar söylendi: “Özellikle son süreçte medyayı kullanarak sahte açılım propogandasını yoğunlaştırıp Türkiye kamuoyunun desteğini almaya, Kürt sorununu sözde çözüyor görünüp Güney Kürdistan yönetimini yanıltarak desteğini sağlamaya, bölge devletleri ve uluslar arası güçlerle bu temelde yeni bir ittifak oluşturmaya çalışarak özgürlük hareketimizi kuşatmak, tecrit etmek, teslim almak, olmazsa saldırıp imha etmek gayreti ve çabası içindedir” dedi.”

ATEŞKES İÇİN 3 ŞART
Açıklamada ateşkesin sürmesi için üç şart öne sürüldü. Bu şartlar: “operasyonların durdurulması, Yol Haritasının verilmesi ve Abdullah Öcalan’nın sorunun çözümünde muhatap alınması” olarak sıralandı. PKK açıklamasında Abdullah Öcalan’ın muhatap alınmasını istedi.

Kuzey Irak’da bulunan yerel yönetim ile PKK’nın karşı karşıya getirilmeye çalışıldığını iddia eden PKK, AKP’nin kendi yandaşı olan bir Kürt tipi yaratmaya çalıştığını iddia etti.

PKK, ABD ve AB’ye de çağrıda bulunarak Kürt açılımı konusunda dikkatli olmaları istendi.

Kısacası PKK, yaptığı açıklama ile açılımdan hoşnutsuzluğunu dile getirirken, silah bırakmak için Abdullah Öcalan’ın muhatap alınmasını istedi.





Devlet Bahçeli Erzurum’da konuştu.

15 08 2009

vatan

“Kimse Kürtçe konuşan kardeşlerimizi PKK ile örtüştürmemeldir. PKK bölücü bir terör örgütüdür. İçerden ve dışardan destekçileri vardır. Ama burada yaşayan vatandaşlarımız kardeşliği temsil eder. Yapılacak projede özü ve hassasiyeti kaybetmemeliyiz. Burası Doğu’nun özüdür burada insanlarımız yaşıyor. Kendi haline bırakırsanız kardeşçe yaşıyor ama malesef içerden ve dışardan sürekli olarak bölücü terörle mücadele edilecek yerde Türkiye’yi bir etnik bölünmeye götürece bir gaflet ve daha da ileri gittiğimizde bir ihanetçi Türkiye’de görmekteyiz. Cumhurbaşkanı’nın, “Devlet Başkanı yuhalanamaz” o Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanıdır. Ne kadar hata yapsa da saygı duyulacaktır. Bölücü terör sorununu Kürt sorunu haline dönüştürüp Türkiye’yi etnik yapı üzerinden bölme hatası işlenmektedir. “Devetin zirvesinde bir uyum vardır. Bu sorun çözülecektir diyorsunuz.” Kimdir bu devletin zirvesi? Nerede bu uyum? Devletin zirvesi, bir cumhurbaşkanı iki Meclis Başkanı, üç başbakan, dört genelkurmay başkanı diye devam eder. Burada bir uyum varsa bunu anlatmak zorundasınız. Bir uyum varsa millete açıkça söylemek lazımdır. Siyasallaşmayı 25 yıldır beceremeyen PKK’yı siyasallaştırma gafletine düşemeyiz! PKK’ın 25 yılda başaramadığı siyasallaşmayı AKP de başaramayacak.

Sayın Başbakan haddinizi biliniz, söylediğinizi millete doğru dürüst anlatın. MHP’ye aklınca hasım yaratma gayretinden vazgeç diyorum. Erzurum’da Erzurum Kongresi yapılırken İstanbul’da Damat Ferit sadrazamdı. Erzurum’da MHP Kongresi yapılırken, Ankara’da Recep Tayyip Erdoğan Başbakan’dır. Tayyip Erdoğan’ın İçişleri Bakanı milli birliği yaratmak için Başbakan’dan aldığı fikirleri uygulamaya çalışıyor.

Erzurum’dan sesleniyorum vatan bir bütündür parçalanamaz ve bölünemez! Kürtçe açılım yaparak benim Kürtçe konuşan kardeşlerimi kimse ikinci sınıf vatandaş konumuna sokamaz.

MHP’ye hakaret etmeye kalkmasınlar. Allah bu ülkenin sorumluluğunu nasip ederse yolsuzluklardan tutun da vatan hainliğine kadar hesap sorulması gereken kişilerden hesap sormazsam namerdim. Herkes sözüne dikkat etsin. Sapla samanı karıştırarak kimseyi aldatmasın. Demokratik süreç diye oynanan küresel bir oyun var. Demokratikleştiriyoruz derken birilerinin isteğine göre demokratik özerklik peşinde koşuyorlar. Türkiye’de bölgesel özerkliğe gitmeye gayret ediyorlar. Bölgesel özerklikten federasyonlaşmaya doğru Türkiye’yi sürüklemeye çalışıyorlar. Bundan sonraki adım da Bağımsız Kürdistan Devleti’ni kurmaktır! Büyük Kürdistan hayaliyle bin yıllık kardeşliğimizi bozmaya çalışıyorlar. Bunun adı ihanet değil de nedir. Bunun neresi demokratikleşmedir?

AKP’nin içinde bu ülkeden seçilip Meclis’e gelenler PKK’nın sivil kuruluşu olan DTP ile de paralel hareket ediyorlar. Şu an Türkiye’de AKP ile DTP arasında örtülü bir koalisyon başlamıştır.

Alfabemize Kürtçe harfler girince buna demokratik açılım diyebilir misiniz? Yükseköğrenim kurumlarında Kürtçe’ye açılım diyebilir misiniz? Bin  yıllık kardeşler olarak beraber yaşayacağımız yerde bölücülerin isteklerini yerine getirmeyi ve mahalle baskısı yaratarak karşı olanları da ikna etmek isteyen gafillere sesleniyorum: Türkiye’yi bölmek için MHP’yi kullanmaya, ikna etmeye sizin aklınız da kabiliyetiniz de yetmez.

DTP’liler kendinize gelin oyuna düşmeyin. Bu ülkede yaşıyorsunuz, siyasal haklarınızı kullanıyorsunuz. Meclis’te komşu olarak oturuyoruz. Bir kere incitme olayı gördünüz mü? 157 günden beri kabul etmediğin PKK’ya terör örgütü dedirttiremediğin insanlar kulağına mı fısıldadı? Meclis’e Başbakan olarak giriyorsun görüşemeye giderken AK Parti Başkanı olarak giriyorsun. Bu oyuna düşmemeliyiz. Çatışmadan, kavgadan yarar gelmez. Bu ülkenin derdi işsizlik, aş, bu ülkenin derdi gelirdir.

Yine sesleniyorum. Bu vatan parçalanamaz.”





DTP’li Türk’ten Kosova modeli önerisi

12 05 2009
DTP’li Türk’ten Kosova modeli önerisi  

 

ANKARA (ANKA) -DTP Genel Başkanı Ahmet Türk Kürt sorununun çözümü için Kosova modeli önerdi. Türk “Kosova’da yüzde 5′lik nüfusa sahip Türkler için yaklaşım, Türkiye hükümetinin oradaki Türk azınlığı için istediği, yerine getirilen talepler neyse bugün burada uygulansa sorun kalmaz” dedi. Türk, Güneydoğu’da köylere Kürtçe isimlerin verilmesi yönündeki çalışmaları “İsimleri değiştireceksiniz; ama dilini yasaklarsanız ne anlama gelir. Zaten verilen yeni Türkçe isimleri hiçbir Kürt kullanmıyor.”şeklinde değerlendirdi.
Türk Meclis grup toplantısı çıkışında gazetecilerin, ‘Kürt sorununun çözümü yönünde bölgedeki köylere Kürtçe isim verilmesine yönelik çalışmalara’ ilişkin sorularını yanıtladı. Sadece köylerin isimlerinin değiştirilmesinin bir anlam ifade etmeyeceğini kaydeden Türk, şunları söyledi:
“Zaten verilen yeni Türkçe isimleri hiçbir Kürt kullanmıyor. Kendi içinde aynı isimleri kullanıyor. Önemli olan Kürtlerin de bir kimliğinin, bir kültürünün bir dilinin olduğunu unutmadan gereğini yerine getirmektir. Sorunun çözümü demokratik bir proje ile ortaya çıkmaktır. Kısmi düzeltmeler kimseyi tatmin etmez. İçselleştirecek bir yaklaşım biçimi getirilmeli. Benim yurttaşım, farklılığı var, farklılık da benim zenginliğimdir, bunların olması gereken haklar ortaya konulmalıdır.”
Kosova’da, Kosova Demokratik Türk Partisi’nin daveti üzerine Kültür bakanları toplantısı yapılacağını hatırlatan Türk, “Orada isimler Türkçe, söylemlerini Türkçe söylüyorlar, her tür demokratik haklardan yararlanıyorlar. Meclis’te Türkçe konuşma hakkına sahipler. Kendi bölgelerinde bütün söylemlerini Türkçe yapıyorlar. Bir azınlığın olması gereken haklar konusunda elbette ki biz tam destek veriyoruz. Olması gerekiyor. Ama Yüzde 5′lik bir nüfusa sahip olan Türkler için Türkiye bunu önemsiyorsa, o değeri biçiyorsa, ‘burada 20 milyon yurttaşının da bu haklarını görmesi gerekir’ diye düşünüyoruz. Kosova’daki yaklaşım neyse, Türkiye hükümetinin oradaki Türk azınlığı için istediği, yerine getirilen talepler neyse bugün burada uygulansa sorun kalmaz diye düşünüyoruz.” diye konuştu.
Türk Cumhurbaşkanı Gül ile geçen hafta yaptığı görüşmeye ilişkin bir soru üzerine ise “Cumhurbaşkanı ile süreci değerlendirdik. Bu sürecin farklı bir sürece çevrilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Biz de yapılması gerekenler konusunda düşüncelerimizi söyledik.”dedi.

 





DTP Eşbaşkanı Türk’ten basın toplantısı

16 02 2009
DTP Eşbaşkanı Türk’ten basın toplantısı  

ANKARA (İHA) – Demokratik Toplum Partisi (DTP) Eşbaşkanı Ahmet Türk, teröristbaşı Öcalan’ın Türkiye’ye getiriliş yıldönümünde yaşanan olaylarla ilgili olarak, Batman ve Diyarbakır valilerini istifaya çağırdı. Türk, “Parti olarak saldırıların en yoğun yaşandığı Diyarbakır ve Batman’da halkımızla birlikte kitlesel sessiz yürüyüşler gerçekleştirerek yaşanan saldırıları ve bu saldırıların sorumlularını protesto edeceğiz” dedi.
Türk, DTP Genel Merkezi’nde hafta sonu teröristbaşı Öcalan’ın Türkiye’ye getiriliş yıldönümünde yaşanan olaylarla ilgili basın toplantısı düzenledi. Olaylarda polisin orantısız güç kullandığı savunan Türk, DTP milletvekillerinin de saldırıya maruz kaldığını iddia etti. Olayların sorumlusu olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti suçlayan Türk, konuşmasında Tunceli’de yapılan beyaz eşya yardımına da değindi. Kürt halkının bu yardımlara kanmayacağını söyleyen Türk, “Kürt halkı onurlu mücadelesinden vazgeçmeyeceğini, bu politikalara kanmayacağını ortaya koydukça Erdoğan çıldırmaktadır. Bu çılgınlık siyasetine son verilmelidir. Bundan hem ekonomik hem toplumsal ve siyasal olarak tüm Türkiye halkı etkilenecektir. Türkler, Kürtler, emekçiler bir bütün olarak AK Parti’nin oyununu bozacağına inanıyoruz” diye konuştu. Bölge halkının bu saldırıları cevapsız bırakmayacağını belirten Türk, “Bu cevabı en olgun tavırla 29 Mart’ta sandıkta vereceğini söylüyoruz” dedi.
Saldırıların İçişleri Bakanı’nın bölge valileriyle Diyarbakır’da yaptığı toplantıdan sonra yaşandığını, bunun yaşanan olayların İçişleri Bakanlığı’nın bilgisi ve talimatıyla gerçekleştirdiğini gösterdiğini öne süren Türk, “Halkın en demokratik haklarını kullanmasına dahi şiddetle karşılık veren, devletin valisi değil de AK Parti il başkanı gibi hareket eden Diyarbakır ve Batman valilerini istifaya çağırıyoruz. Parti olarak saldırıların en yoğun yaşandığı Diyarbakır ve Batman’da halkımızla birlikte
kitlesel sessiz yürüyüşler gerçekleştirerek yaşanan saldırıları ve bu saldırıların sorumlularını protesto edeceğiz” şeklinde konuştu.
Türk daha sonra gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Bir gazetecinin ‘Erbil’de Kürt sorununa yönelik yapılacak olan ‘Abant Platformu’ toplantısına çağrıldınız mı? Bu toplantıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?’ yönündeki sorusu üzerine Türk, şunları söyledi:
“Kürt sorununun bugün Kürt halkını dışlayarak onların düşüncesini almadan çözümü mümkün değildir. Özellikle Fethullah Gülen’in düzenlemiş olduğu böyle bir toplantının özellikle Kürt sorunun çözülmesine yetmeyeceğini biliyoruz. Yani bugüne kadar bütün yaşamı boyunca Kürt kelimesini bile ağzına alma cesaretini göstermeyen, Kürt sorununun çözümünde rol alması, ikna edici ve inandırıcı değildir. Bu sorunun çözümünü bu ülkede görüyoruz. İç dinamiklerin harekete geçirilmesinden görüyoruz. Burada parlamentoda, siyasi zeminde tartışarak ortak akıl ortaya koyarak çözebileceğimize inanıyoruz. Bunun dışında yapılan çalışmalar tamamen Kürt sorunun üstünü örtemeye, sulandırmaya yönelik çabalardır, çürütmeye yönelik çabalardır. Demokrasi güçleri, Türk halkı, Kürt halkı ortaklaşa bu sorunu çözerek katkıda bulunabilir.”
Türk, toplantıya davet edilip edilmediklerine ilişkin soruyu ise cevaplamadı. Bir gazetecinin, Başbakan Erdoğan’ın 21 Şubat’ta Diyarbakır’a gerçekleştireceği geziyi hatırlatarak, ‘Herhangi bir eylem veya protesto yapılacak mı? yönündeki sorusuna Türk, “Onu halka sormak lazım, Halk nasıl karşılayacak. Önemli olan odur. Biz siyasi partiyiz. Biz de seçim çalışmalarını yapıyoruz. Sayın Erdoğan da seçim çalışmalarını yapacak. Halk yaklaşımlarını esas alarak bir yaklaşım gösterecektir” cevabını verdi. Daha önce Diyarbakır’da yaşanan protestonun hatırlatılması üzerine ise Türk, “Daha önceki protesto da halkın gösterdiği protestoydu. Halkın nasıl tepki göstereceğini bizim buradan bilme şansımız yok. Halk kendi kararını verecektir” diye konuştu.
Bir soru üzerine Türk, eylemlere katılan milletvekillerinin olay çıkmaması için güvenlik güçleri nezdinde girişimde bulunduğunu, ancak bir sonuç alamadıklarını söyledi.