Baykal: Türkiye 12 gündür karanlıkta

24 06 2009
Baykal: Türkiye 12 gündür karanlıkta  
ANKARA (ANKA) – CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “İrticayla mücadele eylem planı” belgesinin aydınlatılmaması nedeniyle 12 gündür “Türkiye’nin karanlıkta” olduğunu ifade ederek “Çok yoğun tartışma ve değerlendirme ise olağanüstü bir şekilde yapılmaktadır. TSK’nın kimliğiyle ilgili böyle temel bir belgenin iç yüzünün hala aydınlatılamamış olmasını derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. 12 gündür ortaya atılan itham ve iddialar boşlukta bırakıldı. Bunu anlamak, izah etmek mümkün değildir” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM’de partisinin grup Toplantısında ‘irticayla mücadele’ planında halen bir sonuca varılmadığına dikkat çekti. 12 gündür “Türkiye’nin karanlıkta” olduğunu söyleyen Baykal, “Çok yoğun tartışma ve değerlendirme ise olağanüstü bir şekilde yapılmaktadır. TSK’nın kimliğiyle ilgili böyle temel bir belgenin iç yüzünün hala aydınlatılamamış olmasını derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. 12 gündür ortaya atılan itham ve iddialar boşlukta bırakıldı. Bunu anlamak, izah etmek mümkün değildir” dedi. Söz konusu durumun TSK’nın temel işlevi ve güvenilirliği ile ilgili olduğunu söyleyen Baykal, söz konusu belgenin hükümet tarafından çok ciddiye alındığını söyledi. Baykal, “Başbakan, bu metni iktidara karşı bir komplo düzenlemeyi amaçlayan bir metin olarak gördü. Bu metinle ilgili olarak hukuki süreci işletme kararın aldı ve yargıya başvurdu. Ortada ciddi itham, iddia var ve 12 günden beri içyüzünün ne olduğuna dair en küçük bilgiye sahip değiliz” dedi. Belgenin Genelkurmay’ın bilgisi dahilinde yapılmasının Türkiye için önem taşıyacağına değinen Baykal, belgenin Genelkurmay içinde başka bir “cunta” tarafından oluşturulmasının ise çok daha vahim bir tablo ortaya koyduğunu söyledi. Bunların dışında belgenin tamamen TSK’yı küçük düşürmek amacıyla “belli merkezler” tarafından düzenlenmiş olabileceğine de değinin Baykal, böyle bir durumda da gereğinin yapılması gerektiğinin altını çizdi.

-“BİZLE DE PAYLAŞIN DA KAYGILANACAK BİR ŞEY OLMADIĞINI BİZ DE GÖRELİM”-

Başbakan Erdoğan’ın söz konusu belgenin ortaya çıkmasının ardından buna karşı mücadele kararlılığını ortaya koyduğunu anımsatan Baykal, Erdoğan’ın AB Büyükelçilerine ise “biz kurumlar olarak biriz, belge Türkiye’yi sarsmadı” mesajı verdiğine işaret etti. Baykal, “Bu 12 gün içinde başbakanın teşhisini ‘iktidara yönelik komplo’dan, ‘hep beraber bu olayı götürüyoruz’ noktasına getiren hangi süreçtir, ne oldu? Bizim anlayışımızı etkileyecek yeni bir şey yok. Genelkurmay’ın ‘hakaret sayarım’ sözünden çıkarak Genelkurmay’ın bilgisinin olmadığı sonucun çıkarıyoruz ama yukarıda bir uyum var. Ama o uyumun nedenini bizle de, milletle de paylaşsalar da biz de millet olarak kaygılanacak hiçbir şeyin olmadığı görüversek” dedi.

-”ELBETTE İMZA BENZEYECEK”-

Belgenin altında imzası olan Kurmay Piyade Albay Dursun Çiçek’in hala görevde olduğuna dikkat çeken Baykal, ortada halen belge ile bir tartışma olduğunu kaydetti. Belgenin fotokopi mi yoksa orijinal belge olup olmadığının dahi netlik kazanmadığını söyleyen Baykal, Emniyet yetkililerinde belgenin aslının olduğuna yönelik haberlerin çıktığını anlattı. Emniyet ve yargıya belgenin orijinalinin nasıl geldiğinin araştırılmadığını, bunun yerine imzanın benzerliğinin tartışıldığını kaydeden Baykal, “Yani eğer fotokopideki imza benzemiyorsa buna şaşmak lazımdır. Elbette imza benzeyecektir. Belli bir kişiye ait olduğu iddia edilmek için bu belge yapıldı. İmzanın taşınması kadar sıradan bir uygulama yoktur. Neyi tartışıyoruz” dedi.

-“HAZMETMEMİZİ BEKLEMEYİN”-

Baykal, söz konusu konu karşısındaki sükuneti, sessizliği, bu iddialar karşısındaki rahatlığı izah etmenin mümkün olmayacağını ifade ederek, “Öyle bir noktaya gelinmiştir ki; bu belge doğru da olsa önemli değildir, doğru olmasa da önemli değildir.. Bunu hazmettirmeyi sanki birileri sağlamaya çalışıyormuş gibi bir şey var. Ama bunu sindirmeye hazır değiliz. Gerçekten belge varsa gereğinin yapılmasını mutlaka istiyoruz. Eğer bu tertip ise Genelkurmay’ın ‘eğer doğru değilse ne olur görürüz’ sonucunu görmek istiyoruz. Bizim içimize sindirmemizi kimse beklemesin” dedi. Konuyla ilgili bir teslimiyet noktasına gelindiğini kaydeden Baykal, “Anlayış birliğinin ortaya çıktığın görüyoruz ama bunun dayanaklarını milletin görmesi lazımdır. Gerçekten telaş gerektiren bir durum yok mudur. Öyle anlaşılıyor ki yoktur. Albay yerinde. Eğer yoksa neyi bekliyoruz? Nerden çıkmıştır, bunun altında ne yatıyordu. ‘Canım onu kurcalamayalım’. Türkiye’nin tutarlılığa, verilen sözlerin arkasında durulduğunu görmenin ihtiyacı var. Bunu sağlamalıyız. Ben umudumu kaybetmedim” dedi.

-“BU İTHAMI KİM NASIL NE CÜRETLE YAPIYOR”-

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “teselli” ederek, “merak etmeyin gerçekler gizlenemez” dediğini anımsatan Baykal, “Evet gizlenemez ama biz bugün ortaya çıkmasını istiyoruz, derhal ortaya çıkmasını bekliyoruz” dedi. Bu olayın iki sonucunun da Türkiye’yi ciddi ve derinden bir şekilde etkileyeceğini ifade eden Baykal, “Olabilir diye geçiştiremeyiz. Öyle bir şey varsa onun derhal bütün ayrıntılarıyla çıkması gerekir. Bu TSK’nın örgütsel bütünlüğünü bir kurum olarak işler anlayışını yer yer kaybetmiş olduğunu bize gösterir. Bu vahim bir tablodur. Böyle bir durum söz konusu değilse Anayasaya saygılı bir anlayış doğrultusunda Genelkurmay Başkanının ifa ettiği doğrultuda bir kurum ise bu ithamı kim yapıyor. Ne cüretle, ne amaçla yapıyor. Nasıl yapabiliyor, nerelerden güç alarak yapıyor. Nasıl böyle etkin olabilmiştir. Bunun belgeleri nasıl emniyetin yargının elinde dolaşma fırsatını elde edebilmiştir. Bu öbür ihtimalden daha da vahimdir” dedi.

ANKARA (ANKA) – CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “İrticayla mücadele eylem planı” belgesinin aydınlatılmaması nedeniyle 12 gündür “Türkiye’nin karanlıkta” olduğunu ifade ederek “Çok yoğun tartışma ve değerlendirme ise olağanüstü bir şekilde yapılmaktadır. TSK’nın kimliğiyle ilgili böyle temel bir belgenin iç yüzünün hala aydınlatılamamış olmasını derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. 12 gündür ortaya atılan itham ve iddialar boşlukta bırakıldı. Bunu anlamak, izah etmek mümkün değildir” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM’de partisinin grup Toplantısında ‘irticayla mücadele’ planında halen bir sonuca varılmadığına dikkat çekti. 12 gündür “Türkiye’nin karanlıkta” olduğunu söyleyen Baykal, “Çok yoğun tartışma ve değerlendirme ise olağanüstü bir şekilde yapılmaktadır. TSK’nın kimliğiyle ilgili böyle temel bir belgenin iç yüzünün hala aydınlatılamamış olmasını derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. 12 gündür ortaya atılan itham ve iddialar boşlukta bırakıldı. Bunu anlamak, izah etmek mümkün değildir” dedi. Söz konusu durumun TSK’nın temel işlevi ve güvenilirliği ile ilgili olduğunu söyleyen Baykal, söz konusu belgenin hükümet tarafından çok ciddiye alındığını söyledi. Baykal, “Başbakan, bu metni iktidara karşı bir komplo düzenlemeyi amaçlayan bir metin olarak gördü. Bu metinle ilgili olarak hukuki süreci işletme kararın aldı ve yargıya başvurdu. Ortada ciddi itham, iddia var ve 12 günden beri içyüzünün ne olduğuna dair en küçük bilgiye sahip değiliz” dedi. Belgenin Genelkurmay’ın bilgisi dahilinde yapılmasının Türkiye için önem taşıyacağına değinen Baykal, belgenin Genelkurmay içinde başka bir “cunta” tarafından oluşturulmasının ise çok daha vahim bir tablo ortaya koyduğunu söyledi. Bunların dışında belgenin tamamen TSK’yı küçük düşürmek amacıyla “belli merkezler” tarafından düzenlenmiş olabileceğine de değinin Baykal, böyle bir durumda da gereğinin yapılması gerektiğinin altını çizdi.

-“BİZLE DE PAYLAŞIN DA KAYGILANACAK BİR ŞEY OLMADIĞINI BİZ DE GÖRELİM”-

Başbakan Erdoğan’ın söz konusu belgenin ortaya çıkmasının ardından buna karşı mücadele kararlılığını ortaya koyduğunu anımsatan Baykal, Erdoğan’ın AB Büyükelçilerine ise “biz kurumlar olarak biriz, belge Türkiye’yi sarsmadı” mesajı verdiğine işaret etti. Baykal, “Bu 12 gün içinde başbakanın teşhisini ‘iktidara yönelik komplo’dan, ‘hep beraber bu olayı götürüyoruz’ noktasına getiren hangi süreçtir, ne oldu? Bizim anlayışımızı etkileyecek yeni bir şey yok. Genelkurmay’ın ‘hakaret sayarım’ sözünden çıkarak Genelkurmay’ın bilgisinin olmadığı sonucun çıkarıyoruz ama yukarıda bir uyum var. Ama o uyumun nedenini bizle de, milletle de paylaşsalar da biz de millet olarak kaygılanacak hiçbir şeyin olmadığı görüversek” dedi.

-”ELBETTE İMZA BENZEYECEK”-

Belgenin altında imzası olan Kurmay Piyade Albay Dursun Çiçek’in hala görevde olduğuna dikkat çeken Baykal, ortada halen belge ile bir tartışma olduğunu kaydetti. Belgenin fotokopi mi yoksa orijinal belge olup olmadığının dahi netlik kazanmadığını söyleyen Baykal, Emniyet yetkililerinde belgenin aslının olduğuna yönelik haberlerin çıktığını anlattı. Emniyet ve yargıya belgenin orijinalinin nasıl geldiğinin araştırılmadığını, bunun yerine imzanın benzerliğinin tartışıldığını kaydeden Baykal, “Yani eğer fotokopideki imza benzemiyorsa buna şaşmak lazımdır. Elbette imza benzeyecektir. Belli bir kişiye ait olduğu iddia edilmek için bu belge yapıldı. İmzanın taşınması kadar sıradan bir uygulama yoktur. Neyi tartışıyoruz” dedi.

-“HAZMETMEMİZİ BEKLEMEYİN”-

Baykal, söz konusu konu karşısındaki sükuneti, sessizliği, bu iddialar karşısındaki rahatlığı izah etmenin mümkün olmayacağını ifade ederek, “Öyle bir noktaya gelinmiştir ki; bu belge doğru da olsa önemli değildir, doğru olmasa da önemli değildir.. Bunu hazmettirmeyi sanki birileri sağlamaya çalışıyormuş gibi bir şey var. Ama bunu sindirmeye hazır değiliz. Gerçekten belge varsa gereğinin yapılmasını mutlaka istiyoruz. Eğer bu tertip ise Genelkurmay’ın ‘eğer doğru değilse ne olur görürüz’ sonucunu görmek istiyoruz. Bizim içimize sindirmemizi kimse beklemesin” dedi. Konuyla ilgili bir teslimiyet noktasına gelindiğini kaydeden Baykal, “Anlayış birliğinin ortaya çıktığın görüyoruz ama bunun dayanaklarını milletin görmesi lazımdır. Gerçekten telaş gerektiren bir durum yok mudur. Öyle anlaşılıyor ki yoktur. Albay yerinde. Eğer yoksa neyi bekliyoruz? Nerden çıkmıştır, bunun altında ne yatıyordu. ‘Canım onu kurcalamayalım’. Türkiye’nin tutarlılığa, verilen sözlerin arkasında durulduğunu görmenin ihtiyacı var. Bunu sağlamalıyız. Ben umudumu kaybetmedim” dedi.

-“BU İTHAMI KİM NASIL NE CÜRETLE YAPIYOR”-

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “teselli” ederek, “merak etmeyin gerçekler gizlenemez” dediğini anımsatan Baykal, “Evet gizlenemez ama biz bugün ortaya çıkmasını istiyoruz, derhal ortaya çıkmasını bekliyoruz” dedi. Bu olayın iki sonucunun da Türkiye’yi ciddi ve derinden bir şekilde etkileyeceğini ifade eden Baykal, “Olabilir diye geçiştiremeyiz. Öyle bir şey varsa onun derhal bütün ayrıntılarıyla çıkması gerekir. Bu TSK’nın örgütsel bütünlüğünü bir kurum olarak işler anlayışını yer yer kaybetmiş olduğunu bize gösterir. Bu vahim bir tablodur. Böyle bir durum söz konusu değilse Anayasaya saygılı bir anlayış doğrultusunda Genelkurmay Başkanının ifa ettiği doğrultuda bir kurum ise bu ithamı kim yapıyor. Ne cüretle, ne amaçla yapıyor. Nasıl yapabiliyor, nerelerden güç alarak yapıyor. Nasıl böyle etkin olabilmiştir. Bunun belgeleri nasıl emniyetin yargının elinde dolaşma fırsatını elde edebilmiştir. Bu öbür ihtimalden daha da vahimdir” dedi.





DSP’de deprem

7 04 2009
Sezer istifa ediyor  
DSP’de ihraç krizi. Yerel seçim öncesi DSP’de başlayan parti içi gerilim, Sezer’i istifa noktasına getirdi.
 
DSP lideri Zeki Sezer, 29 Mart seçimleri öncesi CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’nun kampanyasına destek çağrısı yapan 5 milletvekilinin ihraç edilmesi tartışmalarının ardından “Hafta sonu istifa etmeyi düşünüyorum” dedi.
Yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı CHP adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı DSP’den bir aday gösterilmesi parti içinde huzursuzluk yaratmıştı.Bu gelişmelerinden ardından Sezer geri adım attı ve istifayı düşündüğünü açıkladı. Partisinin hafta sonu gerçekleştirilecek “İl Başkanları ve Parti Meclisi Çalışma Toplantısı”nda istifa etmeyi düşündüğünü açıklayan DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, “Atatürk’ün yolunda, Ecevit’in ışığında, demokratik sol felsefeyi iliklerine kadar benimsemiş bir kişi olarak, demokratik solcu olarak öleceğim” dedi.

Sezer, partisinin kurultay sürecinin başlayacağını, o süreçte partinin, ülkenin geleceği açısından en doğru kararı vereceğine inandığını dile getirdi. Parti örgütlerinin kendisi için son derece önemli olduğuna işaret eden DSP Genel Başkanı Sezer, şunları söyledi:
 
“Çünkü partimiz, Türkiye’de siyasette en saf, en temiz, ülkesini seven, ülke ve toplum çıkarı için siyaset yapan insanlardan oluşuyor. O nedenle örgütümüzün dimdik, geleceğe sağlıklı yürüyeceğine, en doğru kararı alacağına inancım sonsuz. Demokratik sol Türkiye’dir, demokratik sol Türkiye’nin geleceğidir, Demokratik Sol Parti Türkiye’nin birlik, bütünlüğünün, huzurunun, refahının güvencesidir. Atatürk’ün yolunda, Ecevit’in ışığında, demokratik sol felsefeyi iliklerine kadar benimsemiş bir kişi olarak, demokratik solcu olarak öleceğim. Siyaseti hiç bir zaman meslek olarak görmedim. Siyaset bir görev alanıdır. Ecevit’ten biz bunu öğrendik. O şekilde ülkeme ve milletime sevgim ve katkı arayışım sürecek. Önümüzdeki cumartesi ve pazar günleri örgütlerimizin temsilcileri olan il başkanlarımız ve PM ile bir çalışma toplantısı yapacağız. İstifayı resmileştirmeyi o toplantının sonuna bıraktım. Resmi olarak o tarihte bunu gerçekleştirmeyi düşünüyorum”.

Bu doğrultuda 5 milletvekili Sezer’e rest çekmi ve seçim sonrası partiden ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilmişlerdi. Bu gelişme üzerine Rahşan Ecevit, “Partiyi Ecevitsizleştirmek istiyorlar, hesaplaşacağız” diye rest çekmişti.





CHP’den “sahte seçmen” programı

26 01 2009
CHP’den “sahte seçmen” programı  

MERSİN (İHA) – CHP Mersin İl Başkanı Yılmaz Şanlı, “sahte seçmenlerin” belirlenebilmesi amacıyla özel bir program hazırladıklarını bildirdi.
Şanlı, yaptığı açıklamada, parti olarak Mersin’deki tüm ilçelerde kayıtlı bulunan seçmenlerin yer aldığı bir program hazırladıklarını, söz konusu programın da ‘chpmersin.org’ adresindeki web sitesinde yer aldığını vurguladı.
Şanlı, Mersin’e özel olarak hazırlanan sahte seçmen sorgulama programına; TC kimlik numarası girilerek, ilgili kişiye ait ‘2009 Seçmen Askı Listeleri’nde hangi adreste kayıtlı olduğu görüleceğini, ayrıca bu bilginin hemen altında yer alan; ‘Evimde Başka Kimler Seçmen’ yazısı tıklanarak, aynı adreste kayıtlı olan diğer seçmenler liste halinde görülebileceğini kaydetti. Şanlı, “Seçmen bilgilerinizi ve adresinizdeki kayıtlı olan sahte seçmenlere ait bilgileri TC kimlik numarasıyla; ‘chpmersin.org’
adresinden veya CHP İl ve ilçe başkanlıklarından öğrenebilirsiniz” dedi.

 





CHP, adaylarını açıklamaya devam ediyor

20 01 2009
CHP, adaylarını açıklamaya devam ediyor  

SAKARYA (İHA) – CHP Sakarya il Başkanı Vahit Serbes, düzenlediği basın toplantısında partisinin Akyazı İlçe Belediye Başkan adayı ile belde belediye başkan adaylarını açıkladı.

CHP İl Başkanı Vahit Serbes, partisinin il teşkilatında bir basın toplantısı düzenledi. Belediye başkan adaylarının da bulunduğu toplantıda İl Başkanı Vahit Serbes, CHP olarak aday seçiminde diğer partilere nazaran çok dikkat ve titizlik içinde çalıştıklarını söyledi. Serbes, “Biz laf olsun diye aday açıklamıyoruz. Adaylarımız üzerinde çok dikkat gösteriyoruz. Bu konuda diğer partiler gibi rastgele seçimler yapmıyoruz. Sakarya için çalışacağına inandığımız kişileri aday gösteriyoruz. Adaylarımızı belirlemeyi sürdüreceğiz ” dedi. Serbes adından, CHP Akyazı İlçe Başkanı Okan Karaağaç’ı, Akyazı Belediye Başkan adayı, Faruk Eren’i Altındere Beldesi Belediye Başkan adayı, Cengiz Saran’ı Kuzuluk Beldesi Belediye Başkan adayı ve Necdet Ersin’i ise Dokurcun Beldesi Belediye Başkanı olarak açıkladı.





Erdoğan: “Siyaseti bırakırım demedim”

24 11 2008
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2009′da yapılacak yerel seçimlerde partisi AKP’nin ikinci parti olması durumunda parti genel başkanlığından ayrılacağını söyledi.
 
Başbakan Erdoğan, “Bununla bir yerlere işaret verdim, sinyal verdim. Ben genel başkanlığı bırakırım dedim. Eğer başarısız olursanız, çekil bir başka arkadaş gelsin götürsün. Kaldı ki biz zaten tüzüğümüzde de bunları kayıt altına almışız. Dolayısıyla bunu kimse farklı yerlere çekmek suretiyle bir anlam çıkarmasın. Ben 22 Temmuz seçimlerinde de bir şey söylemiştim. Şimdi de bunu söylüyorum ve bunun arkasındayım” diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hindistan döndü. Erdoğan, ziyareti dönüşünde Esenboğa Havalimanı’na açıklamalarda bulundu.
2010′DA 10 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT HACMİ HEDEFİ
Erdoğan şunları söyledi:
“Özellikle Ceyhan-Kızıldeniz petrol boru hattı gibi her iki tarafında çıkarına olan somut projeler bağlamında Türkiye, Hindistan ve İsrail olarak üçlü enerji bakanları bir araya gelmek suretiyle bu projenin hayata geçirilmesi noktasındaki işbirliğini tekrar müzakere edecekler.”
Erdoğan, Hintli yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisinin artacağını belirterek, “Türkiye’de şu anda 60 kadar Hintli yatırımcı var ve bu yatırımcılar daha farklı Hintli yatırımcıları ülkemize çekeceklerdir. Bunun da sinyallerini ve işaretlerini bu ziyaretimizde almış olduk” diye konuştu.

-“CHP GENEL MERKEZİ’NDEKİ PROJENİN YAPIMCILARINDAN DEĞİLİM”

Başbakan Erdoğan bir gazetecinin CHP’ye son günlerde türbanlı kişilerin katılımına ilişkin bir sorusunu şöyle yanıtladı:
“Ben CHP’nin Genel Merkezi’ndeki projenin yapımcılarından değilim. Oradaki eksikleri orada yapılması gerekenleri, oranın yöneticilerinin en iyi şekilde bilmesi lazım. Ama proje noktasında ki ziyaret ettiğimizde bazı şeyleri görme fırsatını bulduk, öğrendik. Yani gördüğümüz yerleri itibariyle diğer bir projeyi de… Ama demek ki zaman geçtikçe bazı ihtiyaçlar meydana çıkıyor. Proje tadili gerekebilir belki, o kendi kararlarıdır. Biz böyle bir kararı veremeyiz. Biz sadece kendi genel merkezimiz ile ilgili projemiz neyi gerektiriyorsa, bunları yapıyoruz.”

Hindistan’ın orta vadede dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olacağın şu anda bile öngörüldüğünü kaydeden Erdoğan, Hindistan’a başbakan düzeyinde 8 yıldan bu yana ilk kez kendisinin gittiğini söyledi. Ziyaretin güvene dayalı bir ziyaret olduğunu kaydeden Erdoğan, iki ülke arasındaki mevcut olan ticaret hacminin 3 milyar dolardan 2010 yılı sonu itibariyle 6 milyara dolara çıkarılması konusunda Hindistan Başbakanı Singh ile siyasi irade teyidini yaptıklarını ifade etti. Erdoğan, Hindistan Başbakanı Manmohan Singh ile iki ülke arasında serbest ticaret anlaşması yapılması için mekanizmaların oluşturulması kararını verdiklerini açıkladı. Erdoğan, “Özel sektörlerimizi özellikle enerji inşaat, otomotiv, turizm ve bilgi teknolojileri alanlarında işbirliği ve ortak yatırımlar gerçekleştirmeye teşvik etme hususunda da mutabık kaldık” dedi.