Erdoğan, Meclis Başkanı’nı 3 Ağustos’ta açıklayacak

25 07 2009
Erdoğan, Meclis Başkanı’nı 3 Ağustos’ta açıklayacak  

 

ANKARA (İHA) – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanlığı için adayını 3 Ağustos’ta düzenlenecek AK Parti Grup Toplantısı’nda açıklayacak.
Başbakan Erdoğan’ın milletvekilleriyle yaptığı istişare toplantısı sona erdi. AK Parti Genel Merkezi’ndeki toplantı 1 saat sürdü. Başbakan Erdoğan’ın, Meclis Başkanlığı seçiminin yapılacağı 4 Ağustos’tan bir gün önce 3 Ağustos’ta partisinin adayını, düzenlenecek AK Parti Grup Toplantısı’nda açıklayacağı bildirildi.

 





Erdoğan tavrını koydu

11 07 2009
Erdoğan tavrını koydu  
Başbakan Erdoğan, Çin’de yaşanan olaylarla ilgili kullandığı vahşet kelimesinin arkasında olduğunu belirterek, “Yüzlerce insanın öldürüldüğü, binlercesinin yaralandığı olaylar için kullanılacak kelime vahşettir. Bu bir soykırımdır” dedi.
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Bir taraftan evrensel değerleri konuşacağız, insan haklarını konuşacağız, öbür taraftan bunlara seyirci kalacağız; bu olacak iş değil” dedi.
İtalya’nın L’aquila kentindeki G-8 Zirvesi’nin ardından Türk basın mensuplarınının soruları yanıtlayan Erdoğan, bir gazetecinin, ”Dün Avrupa Birliği liderleriyle ilgili bir toplantıda yer aldınız? Türkiye’nin Avrupa Birliği süreciyle ilgili yeni başlıklarla ilgili nasıl bir görüşme gerçekleşti?” sorusu üzerine, şunları söyledi:
”Bizim müzakerelerimizle ilgili süreci genelde değil, daha çok dönem başkanı değerli meslektaşım Fredrik Reinfeldt ile görüştük. Orada kendi samimi yaklaşımlarını her zamanki gibi ifade ettiler. Bu konuda da yine gerek başmüzakereci arkadaşım, gerekse Dışişleri Bakanımız da irtibatlarını devam ettirecek. Bizler şu anda parlamento dışı yapabileceğimiz çalışmaları yapmak suretiyle parlamento açıldığı döneme kadar alacağımız mesafeleri almayı planlıyoruz. Onu da kendileriyle müzakere ettik.”
Başbakan Erdoğan, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki olaylara ilişkin bir soru üzerine de şunları kaydetti:
 
”Görüşme yaptığım bazı devlet başkanlarına ve başbakanlara düşüncelerimi ifade ettim. ‘Vahşet’ ifadesini Türkiye’de zaten kullandım. Onun da arkasındayım. Çünkü yüzlerce insanın öldürüldüğü ve bini aşkın insanın yaralı olduğu bir olayı, adeta bir soykırımı herhalde başka bir kelime ifade etmez.Bunu hem bir soydaş olarak, hem aynı değerleri paylaşan insanlar olarak söylemek durumundayız. Bir taraftan evrensel değerleri konuşacağız, insan haklarını konuşacağız, öbür taraftan bunlara seyirci kalacağız; bu olacak iş değil. Bu nereden gelirse gelsin, hangi değerleri paylaşırsa paylaşsın eğer insan öncelikli bir dünyayı paylaşıyorsak, bu konuda ikili ilişkiler veyahutta menfaatler değil, insan öne çıkmalı ve insana yönelik bu noktada dünyadaki tüm ülkeler el ele vermeli diye düşünüyorum.
Böyle inanıyorum, böyle inandığım için de orada çıkarları değil, bunu düşünmek durumunda olduğumuzu söylüyorum ve adaletli bir yaklaşımla Çin yönetiminden buradaki failler üzerinde gerekli yaptırımların ortaya konulmasını, uygulamaya konulmasını bekliyoruz. İstediğimiz budur ve bundan daha doğal da bir şey olamaz. Bu düşüncelerimi de görüştüğüm meslektaşlarıma da ifade ettim. İkili görüşmelerde de ‘kimse hayır şöyle değil’ demiyor.
Herkes de bu olayı hakikaten bayağı sıkıntılı bir şekilde değerlendiriyor. ‘Bu durumun üzerine de hassasiyetle eğilmek gerekir’ diye düşünüyorlar ve BM Güvenlik Konseyi’nde Çin daimi üye, biz geçici üye; orada da bu işin değerlendirilmesi, görüşülmesi gerekir diye de inanıyorum, düşünüyorum. Bunu da dönünce arkadaşlarımla değerlendireceğiz.”
Bir gazetecinin, hangi liderlerle ve başbakanlarla görüşme fırsatı bulduğuna ilişkin bir soruya Erdoğan, ”Hemen hemen bütün liderlerle görüşme fırsatım oldu diyebilirim. Kimisiyle yemekte, kokteyl kısmında, hepsiyle az çok bir görüşme fırsatını yakaladım. Bir kısmıyla bu konuları görüşme imkanımız oldu. Bir kısmıyla da Dışişleri Bakanımız vasıtasıyla döndükten sonra yapacağımız çalışma ile ayrıca bu görüşmeleri devam ettireceğiz” karşılığını verdi.
Erdoğan, ”G-8 formatının G-14′e dönüştürülmesinden bahsediliyor. G-14 formatında ileride Türkiye’nin olabilmesi, İtalyan basınında konuşuldu. Bu konudaki düşünceniz nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi
”Doğrusu benim katıldığım oturumlarda bu gündeme gelmedi. Fakat bunun kulislerini duyuyorum. Kulislerini duymak da tabii benim şu anda böyle bir değerlendirme yapmamı bir yerde gerektirmiyor. Fakat bu konuda G-14 tezini savunanlar olduğu gibi G-20 tezini savunanlar da vardır.
Öyle zannediyorum ki Pitzburg’da kolay bir adım herhalde farklı bir durum arz edecektir. Onun için Birleşmiş Milletler toplantısını bekleyelim ve oradaki Pitzburg buluşmasında büyük ölçüde daha geniş gündeme gelecektir.”
Bir gazetecinin, İtalya’ya gelmeden önce bir İtalyan gazetesine verdiği demeci hatırlatarak, ”Gerek Sarkozy, gerekse Merkel konusunda bazı yakınmalarınız söz konusuydu. O hissediliyordu. Yani baş başayken farklı mesajlar verdiklerini ama kendi kamuoylarına konuştuklarında farklı bir üslup kullandıklarından bahsediyorsunuz Türkiye konusunda. Bu zirvede Sarkozy’nin dışında Merkel’le de görüştünüz mü? Kendilerine bu konuları dile getirme imkanınız oldu mu?” sorusuna Erdoğan, ”Görüşmelerde bu konular gündeme gelmedi. Gerek Sarkozy ile gerekse Merkel’le böyle bir görüşmemiz olmadı. Daha çok şu anda küresel finans krizi, ekonomik kriz, Merkel’le özellikle bunları görüştük. Sayın Sarkozy ile sadece gıda güvenliği konusunda kısa bir görüşmemiz oldu o kadar” yanıtını verdi.




Erdoğan: “Sorun çözülmeden sınır kapıları açılamaz”

16 05 2009
Erdoğan: “Sorun çözülmeden sınır kapıları açılamaz”  

 

İSTANBUL (İHA) – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Dağlık Karabağ sorununda sessiz kalmasının mümkün olmadığını belirterek, “Dağlık Karabağ sorunu çözülmeden sınır kapıları açılamaz” dedi. Ayrıca, Türkiye’yi yakından ilgilendiren domuz gribi virüsünün, Atatürk Havalimanı’ndan yurda giriş yapmak üzere olan Irak asıllı bir Amerikan vatandaşında tespit edildiğini ifade eden Erdoğan, “Söz konusu şahıs kontrol altında” diye konuştu.
 
Soçi’ye hareketinden önce Atatürk Havalimanı’nda basın toplantısı düzenleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan ve Polonya ziyaretlerini değerlendirdi.
Erdoğan, Azerbaycan ziyaretinin, iki ülkeyle ilgili bir çok söylentinin giderilmesine yönelik bir ziyaret olduğunu ifade ederek, “Türkiye-Azerbaycan arasındaki ikili ilişkilerimizi daha da geliştirmeye yönelik bir ziyaret. Sayın Aliyev ile uzun uzun görüşmelerimiz oldu. Bu görüşmelerimizde her şeyden önce geçmişten bu yana, tarihten gelen kardeşliğimizi gölgeleyebilecek herhangi bir şeyin olamayacağını, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü üzerinde tasarrufta bulunanlara karşı bizim hiçbir zaman kalkıp bir yanlış politikanın içine girmemizin mümkün olamayacağını ve bugüne kadar nasıl hep Azerbaycan’ın bu davasını biz de milli dava olarak görmüşsek, bundan sonra da yine aynı durumda olduğumuzu gerek kendilerine, gerek parlamentodaki konuşmamızda ifade ettik. İki kardeş ülkenin bundan sonra da işbirliğindeki kararlılığının devam edeceğini ortaya koyduk” dedi.
 
Azerbaycan ziyaretinin çok verimli geçtiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, “İki kardeş ülkenin bundan sonraki süreci de aynı kararlılıkla devam ettirmesi konusunda verimli bir ziyaretti. Hala, bunu farklı yerlere çekmek isteyenler olabilir. Türkiye’nin dostlarıyla arasına fitne fesat karıştırmak isteyenler içte de dışta da olacaktır. Biz işimize bakıyoruz. Gerçekçi olanlar zaten bunu görüyorlar” diye konuştu.
 
Erdoğan, Güney Kafkasya’da barış ve istikrarın tesisi konusunda Aliyev ile aynı görüşleri paylaştıklarını söyledi. Bu konudaki görüşlerinde herhangi bir farklılık söz konusu olmadığının altını çizen Erdoğan, “Son zamanlardaki özellikle Azerbaycan medyasında da çıkan ve Türkiye’nin Azerbaycan’ı haklı davasında yalnız bırakacağı iddialarının gerçeği yansıtmadığını orada da ifade ettik. Türkiye’nin kardeş ülke Azerbaycan’ı yalnız bırakması söz konusu olmayacaktır. Aramızda doğalgaz noktasında bazı attığımız adımlar var. Bu konularla ilgili de ilgili bakan ve kurum başkanlarına talimatlar verildi. Bu çalışmalar da başlatıldı. Bu çalışmaları da yine en güzel şekilde süratlendirerek bitireceğiz. Bu konuda medyada çıkanlar gerçeği yansıtmıyor” ifadelerini kullandı.
 
Zam söylentilerine tepki gösteren Erdoğan, “Zam geliyor, zam gidiyor. Bu tür şeyleri sürekli kurcalamanın anlamı yok. Doğalgazda fiyatlar nasıl iner, nasıl çıkar. Bunu hep söyledik. Böyle ifadelerle Azerbaycan Türkiye arasındaki konuyu sadece buraya indirgemek yanlış olur. Bizim şu anda Azerbaycan’dan aldığımız gaz 4 milyar metreküp civarındadır. Geçtiğimiz yıl bu biraz artmıştır. Kendilerinden yılda 4 milyar metreküp daha istiyoruz. Bunu 8 milyar metreküpe çıkarmanın hesabındayız. Bizim şu anda harcadığımız 35-36 milyar metreküptür” şeklinde konuştu.
 
Başbakan Erdoğan, Bakü’deki temaslarının ardından resmi ziyaret için Polonya’ya gittiğini, Polonya’ya 1923′ten bu yana Başbakan olarak ilk resmi ziyareti gerçekleştirdiğini söyledi. Türkiye ile Polonya aslında diplomatik temasların başlamasının 1414′e dayandığını hatırlatan Erdoğan, “Böyle bir geçmişi var bu işin. Lehistan adıyla başlıyor süreç ve bugünlere geliyor. 1923′ten bu yana da Türkiye Cumhuriyeti’nden hiçbir başbakan resmi ziyaret için Polonya’ya gitmedi. Aramızda 2.5 milyar avroluk dış ticaret hacmi var. Bunu da yeterli bulmuyoruz. Hedefimiz 2013′te bunu 7 milyar avroya çıkarabilmek. Her iki tarafta da bir irade mevcut. Ayrıca Polonya AB sürecinde bizi yalnız bırakmayan bir ülke” açıklamasında bulundu.
 
Erdoğan, Polonya’nın geleceğe yönelik ciddi bir yatırım takviminin söz konusu olduğunu belirterek, Türk müteahhitlerin bu işi yakın takibe almalarıyla, istenen neticeye ulaşmanın mümkün olacağını söyledi.
 
Basın mensuplarının soruları üzerine, Türkiye’nin Dağlık Karabağ sorununda sessiz kalmasının mümkün olmadığını ifade eden Erdoğan, “Bu mümkün değil. Bizim kapılarımızın kapanması Dağlık Karabağ ile alakalı, orada yapılan müdahalenin sonucunda bizim kapılarımız da kapatılmıştır. Başkaları başka türlü anlayabilir ama biz böyle anlıyoruz. Sebebi budur. Sebep netice ilişkisidir. Bu sebep ortadan kalkmadıktan sonra, biz de kapılarımızı açamayız. Biz bunu bu şekilde açıklıyoruz. Bunun birbiriyle ilişkisi yoktur yaklaşımını doğru bulmuyoruz” dedi.
 
Domuz gribi virüsü tespit edilen Irak asıllı Amerikan vatandaşının kontrol altında olduğunu da belirten Erdoğan, “Sıkı bir takiple bu süreç devam etmektedir. Irak asıllı Amerikan vatandaşında virüs tespit edilmiştir. Kendisi müşahede altında olduğu gibi, ailesi başta olmak üzere, geldiği uçaktaki yolculara ulaşabilme noktasında da arkadaşlarımız yetkililerle temas halinde” diye konuştu.

 





Fransız bakan tepetaklak

4 12 2008

Fransa Ulaştırma Bakanı Domini Qei Bussereau, konuşma yapmak için kürsüye doğru ilerlerken merdivenlere takılarak yere düştü. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de son yıllarda uygulanan politikalar neticesinde sivil havacılık sektöründe çok hızlı ve önemli gelişmeler sağlandığını belirterek, “Havayolu ulaşımı, lüks olmaktan çıkarak günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi” dedi.  Erdoğan, Türkiye’de havacılık teknolojisinde önemli bir sıçrama sağlandığını ifade ederek, TSK’nın ihtiyaçları çerçevesinde yürütülen projeler kapsamında kazanılan yetenekler ile Türk savunma ve havacılık sanayinin uluslararası düzeyde kabul edilir bir oyuncu düzeyine ulaştığını kaydetti. Ardından kürsüye gelen Fransız bakan görünmez bir kaza atlattı.
Törene katılan Fransa Ulaştırma Bakanı Domini Qei Bussereau, konuşma yapmak için kürsüye doğru ilerlerken merdivenlere takılarak yere düştü. Tutanarak ayağı kalkan Bussereau, konuşmasını tamamladıktan sonra yerine geçti ve Başbakan Erdoğan’a nasıl düştüğünü anlattı. Tören sonunda fotoğraf çekimi sırasında Bakan Çağlayan, Bussereau’nun koluna girdi.İHA