Bavula sığmadığı için cesedi gitar kutusuna koydum

17 09 2009

“Bavula sığmadığı için cesedi testereyle parçalayıp gitar kutusuna koydum”

 kiskanc

Münevver Karabulut cinayeti zanlısı Cem Garipoğlu’nun İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki polislerle sohbeti sırasında, “Ceset bavula sığmadığı için başını kestim” dediği öğrenildi. Garipoğlu’nun, hiç yurt dışına çıkmadığını söylediği, babasının hapiste olmasına üzüldüğü için de teslim olmayı istediği belirtildi.
Edinilen bilgiye göre, Cem Garipoğlu’nun Asayiş Şube Müdürlüğü’nde sorgulanmadığı bildirildi. Garipoğlu’nun polislerle sohbeti sırasında, tanımadığı bir kişi tarafından bilmediği bir eve götürüldüğü, evin de bahçeli olduğunu söylediği öğrenildi. Cinayet günü Münevver’i okuldan aldığını kaydeden Garipoğlu’nun, annesini arayarak bir arkadaşıyla eve geleceğini ifade ettiği, cinayetten pişmanlık duyduğunu belirterek, “Keşke o ölmesiydi ben ölseydim.” dediği bildirildi. Polislerin cesedin kafasını niçin kestiği yönündeki sorusuna da, “Bavula sığmadığı” için yanıtını verdiği öğrenildi.

Cem Garipoğlu’nun ‘kıskançlık krizine girdiği’ için cinayeti işlediğini söylediği de iddia edildi. Cem’in, polislerle sohbetinde “Herşey Münevver’e gelen bir telefonla başladı. Kıskançlık krizine girdim. Tartışmaya başladık. Kavga fiziki temasa dönüştü. Cinnet geçirdim. Olay bu şekilde son buldu” ifadelerini kullandığı bildirildi.

Cem Garipoğlu’nun ayrıca, Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirildiği sırada psikolojisinin iyi olmadığı, eli ve ayağının titrediği ifade edildi.

Garipoğlu’nun ifadesinden dışarıya şu başlıklar sızdı:

“Yurtdışına çıkmadım, İstanbul’daydım. Tanımadığım bir kişi bilmediğim bir eve götürdü, o evde kaldım

“Bavula sığmadığı için cesedi testereyle parçalayıp gitar kutusuna koydum”

“Etiler’deki cesedi bıraktığım yeri rasgele seçtim”

“Çok üzgünüm anlık bir olaydı. Keşke o ölmeseydi ben ölseydim”

“Olayda satanizm yok”

“Bahçeşehir’deki evde 700 bin dolar yoktu

http://www.mehmeterdogan.com/2009/09/cem-garipoglunun-ilk-ifadeleri/





travesti sisi yaptı yapacağını

2 09 2009

sisi

28 Şubat’ın derin ismi SİSİ, Ergenekon sürecinde “mecburen” yeniden devrede.

Ergenekon soruşturmasının 7’nci dalgasında gözaltına alınan “Sisi” lakaplı Seyhan Soylu’nun “Ergenekon Show” adlı program hazırladığı ve 1 Temmuz’da Kanal T’de başlayacak programına tutuklu bulunan Ergenekon sanıklarını konuk etmek için savcılardan izin istediği öğrenildi.

 

İLK KONUĞU SABİH KANADOĞLU
Ergenekon kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan ‘Sisi’ lakaplı travesti Seyhan Soylu, Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptığı Kanal T’de, Ergenekon davasını masaya yatıracağı program için, Ergenekon sanıklarının cezaevinden programa konuk olmaları için savcılardan izin istedi. Dün Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne gelen Sisi, adli emanetten eşyalarını almak için müracatta bulundu.

SAVCILARDAN İZİN İSTEDİ

Soylu, eşyalarını almak için gerekli onayı aldıktan sonra Ergenekon savcılarına yeni programından söz etti. 1 Temmuz’da Kanal T’de başlayacak olan ‘Ergenekon Show’ adlı program çerçevesinde tutuklu bulunan Ergenekon sanıklarını da programda konuk almak isteyen Soylu, savcılardan izin talep etti. Konuyla ilgili bir dilekçe sunan Soylu, savcılardan gerekli izni aldıktan sonra ilgili dilekçesini Silivri Ceza İnfaz Kurumu yönetimine sunacak.
PROGRAMI GÜNEY YÖNETECEK
Gazeteci-yazar Abdullah Özdoğan, spiker Gülgün Feyman programı yönetecek, Tuncay Güney’in de Kanada’dan katılması planlanıyor. İstanbul’un yanı sıra Kanada’dan da yapılacak olan programın ilk konuğu ise Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu olacak.

Konuk olması istenen sanıklar arasında Veli Küçük ve Ümit Oğuztan da bulunuyor.





Ermenistan sınırı açılıyor

1 09 2009

Protokolün ayrıntıları belli oldu

PROTOKOL

Türkiye ile Ermenistan, paraf ettikleri protokol ile diplomatik ilişki kurulması ve karşılıklı olarak diplomatik temsilcilik açılması hususunda anlaştı.

İsviçre’nin arabuluculuğunda sürdürülen görüşmeler sonucu iki ülke arasında dün paraf edilen ve 6 hafta sonra imzalanması öngörülen iki protokolden biri olan “Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti Arasında Diplomatik İlişkilerin Kurulmasına Dair Protokol”, iki ülke arasındaki mevcut sınırın karşılıklı olarak tanınmasını da öngörüyor.

Protokol çerçevesinde, Türkiye ile Ermenistan, gerek ikili gerekse uluslararası ilişkilerinde, “eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı” ilkelerine saygılı olacak.

İki ülke protokolle ayrıca, aradaki mevcut sınırı uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanıyarak, ortak sınırın açılmasını kararlaştırıyor.

Protokole göre iki ülke, terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınmayı ve teröre karşı mücadelede işbirliğine gitmeyi taahhüt ediyor.

Protokolde neler var?

- Sınırların açılması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 2 ay sonra)

- İki ülke dışişleri bakanlığında çalışma grubu kurulması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 2 ay sonra)

- Hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonların çalışacağı koşullar, temel statülerin bakanlar düzeyinde onaylanması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 3 ay sonra)

- Hükümetlererası komisyonların ilk toplantısının düzenlenmesi (Çalışma koşulları saptandıktan hemen sonra)

- 7 alt komisyon kuruluyor: Siyasi İstişare Alt Komisyonu, Ulaştırma, İletişim ve Enerji Altyapı ve Şebekeleri Alt Komisyonu, Hukuki Konulara İlişkin Alt Komisyon, Bilim ve Eğitim Alt Komisyonu, Ticaret, Turizm ve Ekonomik İşbirliği Alt Komisyonu, Çevre Sorunlarına İlişkin Alt Komisyon, Tarihsel Boyuta İlişkin Alt Komisyon (Bu Komisyon ile karşılıklı güveni yaratmak için bir diyalog mekanizması kuruluyor. Tarihi belgeler incelenecek, bu incelemeye Ermeni, Türk, İsviçre ve diğer uluslardan katılım olabilir. Bununla şu deniliyor aslında; Ermenistan kapı kapı dolaşıp ’soykırım’ demeyecek) (Hükümetlerarası Komisyon’un ilk toplantısından en geç 1 ay sonra)

-TARİHİ PROTOKOLÜN METNİ-

Protokol şöyle:

“Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti,

Aynı gün imzalanan ilişkilerin geliştirilmesi hakkında Protokol’de öngörüldüğü şekilde, halklarının yararına hizmet etmek amacıyla iyi komşuluk ilişkileri tesis etmeyi, siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda ikili ilişkileri geliştirmeyi arzulayarak,

Birleşmiş Milletler Şartı, Helsinki Nihai Senedi, Yeni Avrupa için Paris Şartı çerçevesindeki yükümlülüklerine atıfta bulunarak,

İkili ve uluslararası ilişkilerinde, eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkelerine saygılı olacakları ve bu ilkelere saygı gösterilmesini sağlayacakları yönündeki taahhütlerini teyit ederek,

İki ülke arasında güven ve itimat ortamı oluşturulmasının ve bunun muhafaza edilmesinin, tüm bölgede barışın, güvenliğin ve istikrarın kuvvetlenmesine katkıda bulunacağını, güç kullanımından ya da güç kullanma tehdidinden imtina etme, anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü, insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunmasının önemini akılda tutarak,

İki ülke arasındaki mevcut sınırın uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanındığını teyit ederek,

Ortak sınırın açılması hususunda aldıkları kararı vurgulayarak,

İyi komşuluk ilişkileri anlayışıyla bağdaşmayacak herhangi bir siyaset izlemeyeceklerine dair taahhütlerini yineleyerek,

Hangi nedenle olursa olsun terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınılacağını ve bunlara karşı mücadelede işbirliğine gidileceğini taahhüt ederek,

Ortak çıkarlar ve iyi niyet zemininde, barış, karşılıklı anlayış ve uyum hedefleri doğrultusunda ilişkileri için yeni bir model geliştirme ve istikamet belirleme iradelerini teyit ederek,

1961 tarihli Diplomatik İlişkilere Dair Viyana Sözleşmesi uyarınca bu Protokolün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diplomatik ilişki kurulması ve karşılıklı olarak diplomatik temsilcilik açılması hususunda anlaşmışlardır.”

Metinde, “protokolün ve imzalanan diğer protokolün aynı gün ve esasen onay belgelerinin değişimini takip eden ilk ayın ilk günü yürürlüğe gireceği” belirtiliyor.





3 sanık tahliye edildi

27 08 2009

Vatansever Kuvvetler Güç Birliği davası Ergenekon ile birleşiyor

ergenekon

Birinci ”Ergenekon” davasının tutuklu sanıklarından Aydın Yüksek, Hayati Özcan ve Süleyman Esen’in tahliyesine karar verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, 4.5 saat süren aradan sonra verilen kararları açıkladı.

Şengün, ”mevcut delil durumu, sanıkların tutuklulukta geçirdikleri süre ve suç vasfının değişme ihtimalini” dikkate alarak, sanıklar Aydın Yüksek, Hayati Özcan ve Süleyman Esen’in tahliyelerine karar verildiğini bildirdi.

Başka suçtan tutuklu ya da hükümlü bulunmadıkları takdirde sanıkların derhal tahliyeleri hususunda yazı yazılmasının kararlaştırıldığını ifade eden Şengün, sanıklara yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına hükmetti.

Aydın Yüksek ve Hayati Özcan, birinci ”Ergenekon” davasının, Süleyman Esen ise bu davayla birleştirilen Danıştay’a ve Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik saldırı davasının tutuklu sanığıydı.

Mahkeme ayrıca 1. Ergenekon davasının Vatansever Kuvvetler Güç Birliği davası ile birleşmesine karar verdi. İzmir’deki Anafor davası ile birleştirilmesini ise reddetti.





Devlet Bahçeli Erzurum’da konuştu.

15 08 2009

vatan

“Kimse Kürtçe konuşan kardeşlerimizi PKK ile örtüştürmemeldir. PKK bölücü bir terör örgütüdür. İçerden ve dışardan destekçileri vardır. Ama burada yaşayan vatandaşlarımız kardeşliği temsil eder. Yapılacak projede özü ve hassasiyeti kaybetmemeliyiz. Burası Doğu’nun özüdür burada insanlarımız yaşıyor. Kendi haline bırakırsanız kardeşçe yaşıyor ama malesef içerden ve dışardan sürekli olarak bölücü terörle mücadele edilecek yerde Türkiye’yi bir etnik bölünmeye götürece bir gaflet ve daha da ileri gittiğimizde bir ihanetçi Türkiye’de görmekteyiz. Cumhurbaşkanı’nın, “Devlet Başkanı yuhalanamaz” o Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanıdır. Ne kadar hata yapsa da saygı duyulacaktır. Bölücü terör sorununu Kürt sorunu haline dönüştürüp Türkiye’yi etnik yapı üzerinden bölme hatası işlenmektedir. “Devetin zirvesinde bir uyum vardır. Bu sorun çözülecektir diyorsunuz.” Kimdir bu devletin zirvesi? Nerede bu uyum? Devletin zirvesi, bir cumhurbaşkanı iki Meclis Başkanı, üç başbakan, dört genelkurmay başkanı diye devam eder. Burada bir uyum varsa bunu anlatmak zorundasınız. Bir uyum varsa millete açıkça söylemek lazımdır. Siyasallaşmayı 25 yıldır beceremeyen PKK’yı siyasallaştırma gafletine düşemeyiz! PKK’ın 25 yılda başaramadığı siyasallaşmayı AKP de başaramayacak.

Sayın Başbakan haddinizi biliniz, söylediğinizi millete doğru dürüst anlatın. MHP’ye aklınca hasım yaratma gayretinden vazgeç diyorum. Erzurum’da Erzurum Kongresi yapılırken İstanbul’da Damat Ferit sadrazamdı. Erzurum’da MHP Kongresi yapılırken, Ankara’da Recep Tayyip Erdoğan Başbakan’dır. Tayyip Erdoğan’ın İçişleri Bakanı milli birliği yaratmak için Başbakan’dan aldığı fikirleri uygulamaya çalışıyor.

Erzurum’dan sesleniyorum vatan bir bütündür parçalanamaz ve bölünemez! Kürtçe açılım yaparak benim Kürtçe konuşan kardeşlerimi kimse ikinci sınıf vatandaş konumuna sokamaz.

MHP’ye hakaret etmeye kalkmasınlar. Allah bu ülkenin sorumluluğunu nasip ederse yolsuzluklardan tutun da vatan hainliğine kadar hesap sorulması gereken kişilerden hesap sormazsam namerdim. Herkes sözüne dikkat etsin. Sapla samanı karıştırarak kimseyi aldatmasın. Demokratik süreç diye oynanan küresel bir oyun var. Demokratikleştiriyoruz derken birilerinin isteğine göre demokratik özerklik peşinde koşuyorlar. Türkiye’de bölgesel özerkliğe gitmeye gayret ediyorlar. Bölgesel özerklikten federasyonlaşmaya doğru Türkiye’yi sürüklemeye çalışıyorlar. Bundan sonraki adım da Bağımsız Kürdistan Devleti’ni kurmaktır! Büyük Kürdistan hayaliyle bin yıllık kardeşliğimizi bozmaya çalışıyorlar. Bunun adı ihanet değil de nedir. Bunun neresi demokratikleşmedir?

AKP’nin içinde bu ülkeden seçilip Meclis’e gelenler PKK’nın sivil kuruluşu olan DTP ile de paralel hareket ediyorlar. Şu an Türkiye’de AKP ile DTP arasında örtülü bir koalisyon başlamıştır.

Alfabemize Kürtçe harfler girince buna demokratik açılım diyebilir misiniz? Yükseköğrenim kurumlarında Kürtçe’ye açılım diyebilir misiniz? Bin  yıllık kardeşler olarak beraber yaşayacağımız yerde bölücülerin isteklerini yerine getirmeyi ve mahalle baskısı yaratarak karşı olanları da ikna etmek isteyen gafillere sesleniyorum: Türkiye’yi bölmek için MHP’yi kullanmaya, ikna etmeye sizin aklınız da kabiliyetiniz de yetmez.

DTP’liler kendinize gelin oyuna düşmeyin. Bu ülkede yaşıyorsunuz, siyasal haklarınızı kullanıyorsunuz. Meclis’te komşu olarak oturuyoruz. Bir kere incitme olayı gördünüz mü? 157 günden beri kabul etmediğin PKK’ya terör örgütü dedirttiremediğin insanlar kulağına mı fısıldadı? Meclis’e Başbakan olarak giriyorsun görüşemeye giderken AK Parti Başkanı olarak giriyorsun. Bu oyuna düşmemeliyiz. Çatışmadan, kavgadan yarar gelmez. Bu ülkenin derdi işsizlik, aş, bu ülkenin derdi gelirdir.

Yine sesleniyorum. Bu vatan parçalanamaz.”





“Siz Atatürk’ten daha mı milliyetçisiniz?”

14 08 2009

AKP’nin 8. kuruluş yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan il başkanları toplantısında konuştu. Erdoğan demokratik açılımla ilgili açıklamalarda da bulundu:

“Adına isterseniz Doğu, Güneydoğu, Kürt sorunu deyin. Ama bu bir sorundur diye parti programımıza koyduk. O çerçeveyi belirledik. 2005 Diyarbakır konuşmasında onun sinyalini verdik. Demokrasi çerçevesini muhafaza ederek bu sorundan Türkiye kurtulmalıdır dedik. İnsan hakları noktasında önemli reformları gerçekleştirdik. Şimdi bu meseleden kurtulmanın tam zemini diyoruz. Bu meseleyi tarihe gömmek için istek olduğunu görüyoruz. Halkımızda bu talep var. Bu işin istismarını yapan buradan nemalanmak isteyen buradan AK Parti’yi vuracağını zannedenler bu açılımı engellemeye çalışıyor. Bedeli ne olursa olsun adımlarımızı attık, atıyoruz ve atacağız. Bizim muhatabımız 71,5 milyon insanımız. Bir başka temsil mercii de tanımıyoruzç Kimseyle bu süreçte polemiğe girmek istemiyorum. Böyle bir meseleyi alet etmek istemiyorum günlük meselelere. İçişleri Bakanım anamuhalefet ve diğer muhalefet partilerine mektup yazar onlardan randevu talebinde bulunur da randevunun içinde ne olduğunu bilmeden sayın Bahçeli ret cevabı verirse bunu neyle izah edeceğiz? Hani bunlar uzlaşmacıydı? Kabul etme, görüş, konuş. Biz bu şartlarda yokuz de sonra. Ama bunu bile yapamadılar. Ama bizim kapımız herkese açık. Kim bizimle görüşmek isterse görüşürüz. İçeriğini bildiğimiz konuda, karşı talebimizi iletiriz. Varsa düzenlemeler kesinlikle kabullenir, enine boyuna konuşuruz. MHP Lideri, Bahçeli tam bir panik ve hezeyan durumunda. Çirkin bir üslupla, yardımcıları da aynı, istisnalar kaideyi bozmaz, bana ve bakanıma saldırmasını milletimin takdirine bırakıyorum. Böyle ciddi bir mesele hakkında konuşacaksınız Türkiye’nin tarihi üzerine birkaç kitap okuyun. Tarihin derinliklerinden bugüne ulaşan bir meseleyi yarım yamalak bilgiyle Türkiye’ye haksızlık etmeyin. Basit ve ucuz muhalefet yaparak partinize, Türkiye’ye haksızlık ediyorsunuz. “

“SİZ ATATÜRK’TEN DAHA MI MİLLİYETÇİSİNİZ?”

“Alparslan 1071′de kazandığı zaferle Anadolu’nun kapılarını açtı. Malazgirt isimine dokunmadı. Siz Alparslan’dan daha mı milliyetçisiniz ? Malazgirt Ermenice bir kelime. Rahmetli Orhan Gazi Bilecik ismine dokunmadı. Siz onlardan daha mı milliyetçisiniz. Rahmetli Orhangazi Bursa’yı fethetti, ismine dokunmadı. Bursa Yunanca’dan geliyor. Gazi Mustafa Kemal Ankara’yı Kurtuluş Savaşı’nın karargahı, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti yaptı. Siz Gazi Mustafa Kemal’den daha fazla mı milliyetçisiniz ? Ankara kökeni itibari ile Latince Ankira’den geliyor. Bunu sayın Bahçeli’nin sürece nasıl baktığını, değerlendirdiğini göstermek açısından, sadece bir örnek olarak veriyorum.”

DTP’YE UYARILAR

“Düşünün, makale kitap okumadan yapılan aceleci yorumlar hiç kimseye hizmet etmez. Sayın Bahçeli sayın Baykal, kapılarınızı kapatmayın, destek olun. Bu meselede mutabakat olmayacak da hangi meselede uzlaşılacak, bu konuya katkınız olmayacak da hangi meseleye katkınız olacak? AK Parti kurulmadan önce siz vardınız. Baykal “Biz Cumhuriyet’ten daha eskiyiz” diyorsunuz, hadi gereğini yapın. Bahçel, siz de partinizin eski olduğunu söylüyorsunuz. Siz duayensiniz. Yapın gereğini. Bizler sorumlu davranmazsak Türkiye kaybeder. Sorumsuzca davrananlar yaşanacak olumsuzlukların vebalini de yüklenirler. DTP, zaman zaman aralarından bazı temsilcilerin tahrik edici açıklamalardan kaçınmalarını rica ediyorum. Mutabakat iklimini zedeleyecek girişimlerden kaçının. Niyetimizin samimi olduğunu açıkladım. Biz duyarlılıkla hareket etmek zorundayız. Bizim annelerin babaların gözyaşlarını dindirmekten başka gayretimiz yok. Türkiye’yi ileriye taşımaktan başka gayretimiz yok. Dürüst olacağız, samimi olacağız. Bu iktidar ne gibi yatırımlar yaptı herşey açık ve net ortada. Olayın psikolojik boyutu, sosyolojik, askeri, siyasi, diplomatik, değil bütün olarak ele alıyoruz. Bölgesel milliyetçilik, etnik, dinsel milliyetçilik yapmayacağız dediki yapmadık, yapmayacağız. Türkiye aşkına bu meseleyi inşallah çözümleyelim.”





Gündüz milletvekili, gece travesti !

5 08 2009

travesti

Gündüz milletvekili, gece travesti Bakan!

Bu kişi bir ülkenin milletvekili. iki odalı dairesinde, gündüzleri bir milletvekili olarak erkek, akşamları da kadın olarak…
İsveç’te bir televizyon kanalına özel röportaj veren Merkez Partili Fredrick Federley izleyenleri şaşırttı. Fredrick Federley, iki odalı dairesinde, gündüzleri bir milletvekili olarak erkek, akşamları da kadın olarak yaşadığını anlattı.
İsveç’in TV4 televizyon kanalına verdiği röportaj sırasında nasıl kadın kılığına girdiğini gösteren ve röportajı gerçekleştiren muhabirle kadın olarak gece hayatına çıkan Fredrick Federley, “Ülkemizde eşcinseller karşı ön yargılı insan çok. Ben de akşamları kadın kılığına girerek, gece hayatının içine giriyor ve eşcinsellere karşı ön yargıları bizzat yaşıyorum. Gay olmam, partideki bazı arkadaşları rahatsız ediyor. Ama her kesin bir yaşam tarzı var” dedi.
Fredrick Federley, eşcinsellerin evlenmesine de destek verdiğini söyledi. Fredrick Federley ilk kez TV’de açık bir şekilde nasıl kadın kılığına girerek halkın arasına karıştığını gösterince izleyiciler arasında büyük şaşkınlık yarattı.





Genç tüm milletvekillerinden oy istedi

1 08 2009
Genç tüm milletvekillerinden oy istedi  

TUNCELİ (A.A) - TBMM Başkanlığı için adaylığını açıklayan Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, ”Mecliste partizanlığı sona erdirmeyi en iyi şekilde ben becerebilirim” diyerek, tüm milletvekillerinden oy istedi.
9. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne katılmak için Tunceli’ye gelen Genç, Celal Doğan Parkı’nda yaptığı basın toplantısında, TBMM başkanlığına adaylığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Genç, parlamentonun en kıdemli, en bilgili ve parlamentonun iç tüzüğünü en iyi bilen milletvekilinin kendisi olduğunu iddia etti.
”Meclis çalışmalarını en iyi takip eden benim. Zaman zaman mecliste çok ciddi tavırlar koydum” diyen Genç, şunları söyledi:
”Meclisin işleyişini en iyi bilen benim. Mecliste partizanlığı sona erdirmeyi en iyi şekilde ben becerebilirim. En tarafsız meclis yönetimini, bürokrasiye ulaştırabileceğime inandığım için meclis başkanlığına aday oluyorum. Milletvekillerinin vicdanlarına sesleniyorum. Gizli hücrelerde bana oy vermelerini diliyorum.”
Kamer Genç, bir gazetecinin ”Hangi partilerden daha çok oy bekliyorsunuz?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi:
”Bütün partilerden. Hiçbir parti ayrımı yapmıyorum. Benim tarafsız bir meclis başkanlığı yapacağımı da herkesin bilmesi lazım. Ben hiçbir siyasi partiye mensup değilim. Soyguna talana karşı çıkan bir milletvekiliyim. Eğer TBMM üyeleri bu nitelikteki birinin meclis başkanlığına gelmesini istiyorlarsa işte hodri meydan ben adayım, buyursunlar bana oy versinler.”





Erdoğan, Meclis Başkanı’nı 3 Ağustos’ta açıklayacak

25 07 2009
Erdoğan, Meclis Başkanı’nı 3 Ağustos’ta açıklayacak  

 

ANKARA (İHA) – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanlığı için adayını 3 Ağustos’ta düzenlenecek AK Parti Grup Toplantısı’nda açıklayacak.
Başbakan Erdoğan’ın milletvekilleriyle yaptığı istişare toplantısı sona erdi. AK Parti Genel Merkezi’ndeki toplantı 1 saat sürdü. Başbakan Erdoğan’ın, Meclis Başkanlığı seçiminin yapılacağı 4 Ağustos’tan bir gün önce 3 Ağustos’ta partisinin adayını, düzenlenecek AK Parti Grup Toplantısı’nda açıklayacağı bildirildi.

 





Bakan Bağış Okşan Öztok’a Fransız kalmadı

15 07 2009

Devlet Bakanı Egemen Bağış, Milli Gün resepsiyonunda ‘’Travesti sürprizi’’ yaşadı. Travesti Okşan Öztok, bakan Bağış’ın elini, iki avucunun içine alıp sohbet etti.

oksan

ANKARA- Devlet Bakanı Egemen Bağış, Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği tarafından düzenlenen Milli Gün resepsiyonunda ‘’Travesti sürprizi’’ yaşadı.  İnsanca Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı travesti Okşan Öztok, bakan Bağış’ın yanına gidip kendisini tanıttı ve randevu istedi. Travesti Okşan’ın Bakanın elini avuçlarının içine alarak tutması da dikkat çekti.
Bakan Bağış’tan randevu isteyen Öztok, “Türkiye’de ekonomik krizle birlikte fuhuş arttı. Bu konu üzerine dernek olarak bir rapor hazırladık. Sizden randevu istedik alamadık” dedi. Bağış ise işlerinin çok yoğun olduğunu belirterek, “Görüyorsunuz. Sürekli yurtdışı ve görüşmeler nedeniyle zamanım kalmıyor” karşılığını verdi ve Okşan’ın yanından uzaklaştı.

OBAMA’NIN DA DAVETLİSİYDİ
Travesti Okşan, ABD Başkanı Obama’nın bu yılın Nisan ayında yaptığı Ankara gezisi sırasında TBMM’ye de gelerek Genel Kurul’daki konuşmasını locadan izlemişti. Ankara’daki travesti ve transseksüellerin sözcüsü olan İnsanca Yaşam Derneği’nin Başkanı Okşan Öztok, konuk listesine ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından eklenmişti.

Travesti Okşan, ABD’nin Irak harekatı öncesi canlı kalkan olmak için, Irak’ın Ankara Büyükelçiliğinden vize de istemişti. Travesti Okşan 2002 seçimlerinde ise, Yeni Türkiye Partisinden milletvekili aday adayı olmuştu.