Pamukoğlu’nun sağ kolu Mason çıktı

18 12 2009

Tümgeneral Osman Pamukoğlu’nun 2. adamı Lions kulüplerinin kurucusu çıktı.

Vakit Gazetesinin haberine göre; Ulusalcı söylemleri ve duyarlı medya kuruluşlarını yakmakla gündeme gelen Osman Pamukoğlu’nun Genel Başkanlığını yürüttüğünü Hak ve Eşitlik Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Özgün’ün, Ankara Keçiören Lions ve Anadolu’da bulunan Leo Kulüplerinin üst yönetimini (District) kurup, Kurucu Genel Başkanlıklarını yaptığı öğrenildi.

ÖZGÜN’ÜN GURUR DUYDUĞU ÖZGEÇMİŞİ

Özgün’ün kendi kişisel sitesi olan www.bahadirozgun.com‘da yer alan özgeçmişinde, kökü dışarıda olan Lions kulüplerinde yıllarca canla başla çalıştığını ve üst yönetiminde görev aldığını övünerek anlattığı görülüyor.

LEO KULÜPLERİNİN KURUCU GENEL BAŞKANI
Bahadır Özgün’ün kişisel Web sitesinde ‘hakkımda’ başlıklı kısım tıklandığında kendisini şu şekilde tanıttığı görülüyor: “Askerlik sonrası sistemi ve çalışmalarını yakından tanımak amacı ile girdiğim Lions derneklerinin gençlik teşkilatı olarak tanımlayabileceğim LEO kulüplerinden Ankara Keçiören Leo Kulübünün kurucu asbaşkanlığı ve ardından başkanlığı görevinde bulundum. Daha sonra 118-U bölgesi olarak tanımlanan o süreçte tüm Anadolu’da bulunan Leo Kulüplerinin üst yönetimini (District) kurup, Kurucu Genel Başkanlığı görevine seçimle geldim. Görev sürem sonunda Lions derneklerine veda ettim.”

MASKE DÜŞTÜ
Sıkı bir AB karşıtlığıyla tanınan Pamukoğlu’nun kökü dışarıda kulüplerin kuruculuğunu ve başkanlığını yapanlarla birlikte hareket etmesi de manidar bulundu





Alevi Partisi Kurmuyoruz, Partiye Dönüşmüyoruz

7 12 2009

ABF Başkanı Balkız “Demokratik dönüşümü sağlayacak, yüzü sola dönük bir kitle partisini yaratmaya el veriyoruz. Ne ‘Alevi Partisi’ kuruyoruz, ne de inanç temelli bir parti kuruyoruz” dedi; girişimlerini “Alevi Partisi” olarak sunanları eleştirdi.

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Ali Balkız, basında “Alevi Partisi” kurmaya yöneldiklerine dair yayınları eleştirdi; “ABF, bir ‘Alevi Partisi’ kurmuyor. Parti kurmadığı gibi, kendisini de partiye dönüştürmüyor” diye açıklama yaptı.

Balkız’In örgütlü Alevi toplumunun yaklaşık yüzde 95′ini oluşturduğunu söylediği ABF, beş aydır “Nasıl bir Türkiye istiyoruz” tartışmalarını yürütüyor. Balkız, bu tartışmalarda da gündeme gelen saptamalarını şöyle hatırlattı.

Sol muhalefeti oluşturmak görevimiz: 12 Nisan’da “Kültürel ve köken farklılığı nedeniyle mağduriyet yaşayanlar başta olmak üzere; işsizler, işçiler, yoksullar, üreticiler, gençler, kadınlar, bilim insanları, sanatçılar, giderek en genel tanımıyla halkımız için, umut ışığı olabilecek sol-sosyal demokrat bir toplumsal muhalefeti birlikte oluşturmak, önümüzde bir görev olarak durmaktadır” diyen ABF, bugün tam da bu görevini yerine getiriyor.

İktidarı hedefleyen kitle partisi: Ne kendi adına parti kuran, ne de kendisini partiye dönüştürmeyi hedefleyen ABF, laik ve demokratik bir Türkiye’nin yaratılmasının ancak yüzü sola dönük ve iktidarı hedefleyen bir kitle partisinden geçtiğine inanıyor. Türkiye’yi sağcı, muhafazakar iktidarlardan kurtarmak ve demokratik başka bir iktidarın olabileceğini göstermek için Türkiye’ye sol gereklidir. Düzene alternatif olacağız. Bunun için yeni bir sol söylem, sosyal demokrat yeni bir heyecan, yeni bir dil, yeni kadro gereklidir. Bu bir kitle partisi olacaksa eğer, kuşkusuz ki her kesimden insan olacaktır.

Alternatif yaratmaya el veriyoruz: Alevilerin, Kürtlerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin sorunlarının çözümünün laik, demokratik bir Türkiye’nin yaratılmasından, demokratik bir değişim ve dönüşümden geçtiğini de biliyoruz! Bu değişimi yaratacak gücün ise yüzü sola dönük bir kitle partisi olduğunu da iyi biliyoruz! İşte biz, böyle bir alternatifi yaratmaya el veriyoruz, güç veriyoruz.

Balkız, Milliyet’ten Devrim Sevimay‘a verdiği röportajda, SHP, 10 Aralık Hareketi, Özgürlükçü Sol ve bazı akademsiyenlerin de içinde yer alacağı yeni bir hareketin ocak ayında partileşebileceğini açıklamıştı. Ekmek ve Özgürlük dergisinde yayınlanan Mustafa Bayram Mısır‘a verdiği röportajda da, Alevilerin yanı sıra emekçilerin, Kürtlerin, işsizlerin, öğrencilerin ve farklı kesimlerin taleplerini taşıyacak yeni bir hareketin peşinde olduklarını söylemişti.

bianet‘in görüştüğü, parti çalışmalarının içinde yer alan 10 Aralık hareketi’nden Burhan Şenatalar, ocak sonuna kadar yeni bir partinin kurulacağını, daha sonra partinin Sosyaldemokrat Halk Partisi’yle (SHP) birleşeceğini, bunun yeni partinin seçimlere katılabilmesi için bu formül olarak düşünüldüğünü aktarmıştı. Çalışmalarda yer alan Prof. Dr. Fuat Keyman da “Bir Alevi partisi değil, daha demokratik, daha adaletli, daha vicdanlı Türkiye isteyen, hem katılım, hem de kimliklerin tanınması anlamında kapsayıcı olacak bir hareket bu” diye konuşmuştu.

http://ankarahaber.wordpress.com/2009/12/07/alevi-federasyonu-alevi-partisi-kurmuyoruz-partiye-donusmuyoruz/





Ben tükürdüğümü yalamam

7 11 2009

Başbakan Erdoğan net konuştu: “2011′de son milletvekilliği adaylığım olacak”

erdo20113

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2011 yılında yapılacak seçimde milletvekilliğine son kez adaylığını koyacağını söyledi. “Ben tükürdüğümü yalamam” diyen Erdoğan, “Gereğini yaparım, birileri gibi orada çakılıp kalmam.” dedi. Erdoğan, “Millete hizmet etmek sadece politikada olmuyor. Vakfın başına geçersiniz oradan da hizmet edersiniz. Yapılır bunlar yapılmaz diye bir şey yok. Dünyada bunun örnekleri var mı var. Ne yazık ki bizde yok. Bakıyorusunuz, kıyıda köşede rahat durmuyorlar.” şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile birlikte İstanbul Turizm Ödülleri törenine katıldı. İstanbul Kongre Merkezi’ndeki törene Erdoğan’ın yanısıra Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İstanbul Valisi Muammer Güler, İBB Başkanı Kadir Topbaş ve turizm sektörü temsilcileri katıldı. Törende, ”Etkinlik” dalında ödüle değer görülen Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer’e ödülünü, Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan verdi. Suna ve İnan Kıraç, ”Onur Ödülü”ne layık görülürken, İnan Kıraç, ödülünü Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın elinden aldı. İstanbul Valisi Muammer Güler, ”Özel Ödül”e değer görülen THY Genel Müdürü Temel Kotil adına Mahmut Kahraman’a ödülü verirken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise ”Yaratıcı Proje” dalında Nedret Butler’e ödülünü sundu. Törende, Kültür ve Turizm Bakanı Günay, turizme katkılarından dolayı Başbakan Erdoğan’a şükran plaketi verdi.
Törende bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, “Biz bu gün varız yarın yokuz. Kimler geldi kimler geçti?” diyerek bulundukları görevin geçiciliğini anlattı. Önemli olanın ülkeye hizmet olduğunu söyleyen Erdoğan bu konuda büyük çaba sarfettiğine işaret etti. Koltuğuna yapışan bir zihniyetle görev almadığına dikkat çeken Erdoğan, bu doğrultuda milletvekilliğine son kez aday olacağını açıkladı. Erdoğan, “Allah ömür verirse benim son milletvekilliği adaylığım 2011 yılında olacak. Ben tükürdüğümü yalamam onu da söyleyeyim. Partimin tüzüğünde de bu böyledir. Gereğini yaparım ve birileri gibi orada da çakılıp kalmam. Millete hizmet etmek sadece politikada olmuyor. Vakfın başına geçersiniz oradan da hizmet edersiniz. Yapılır bunlar yapılmaz diye bir şey yok. Dünyada bunun örnekleri var mı var. Ne yazık ki bizde yok. Bakıyorusunuz kıyıda köşede rahat durmuyorlar.” şeklinde konuştu.

GALATAPORT İÇİN YEN İHALE SÜRECİ BAŞLAYACAK
Başbakan Erdoğan konuşmasında Galataport ve Haydarpaşaport projelerinin engellenmesine de büyük tepki gösterdi. “Paylaşmak zorundayım. ‘Ama siz başbakansınız’ demeyin.” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Bizim bir Galataport sorunumuz olmuştu. Galataport sorununda bize yapmadıkları, takmadıkları yafta kalmamıştı. Bizim bir Haydarpaşaport sorunumuz olmuştur. Takmadıkları yafta söylemedikleri söz kalmamıştır. Eğer şu Galataport başlasaydı, şu anda bitmiş olacaktı. O Tophane böyle olmayacaktı. Oradaki mezbelelik temizlenecek ve ortaya bambaşka tarihi bir Tophane ortaya çıkacaktı. Ben onu engelleyenleri tarihe havale ediyorum. Ama ümitsiz değilim. Biz gene bura ile ilgili ihale çalışmalarımızı hazırlıyoruz.” şeklinde konuştu. Turizmcilere, “Siz ne güne duruyorsunuz?” diye soran Erdoğan, “Sizlerin de sahip çıkarak destek vermeniz lazım. Oraya yaklaşacak kruvazör gemilerin içinde gelenler ülkeye bırakacağı ekonomik desteği düşünün. Gelen paralı turist olacak. Oradaki tarihi eserler otele dönüşecek. Bu görevimiz ama önümüzde bariyerler var. İnanıyorumki İstanbul sevdalısı olanlarla birlikte bu sorunu aşacağız.” dedi.
Haydarpaşaport için de aynı süreci yaşadıklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, “Kimseye bireysel tahsis yok. ‘Galataport’u Yahudi sermayesine veriyorlar’ dediler. Paranın milleti ırkı dini milliyeti olmaz. Benim ülkeme gelip bir çivi çakıyor. Burada Ahmet, Mehmet, Hüseyin çalışacak.” dedi.





Silkinip AKP’yi sandığa gömmeliyiz

19 10 2009

Kılıçdaroğlu: ”Hep beraber silkinip AKP’yi sandığa gömmek zorundayız” dedi.

kilic

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, “Hep beraber bilinçlenip, hep beraber kenetlenip, hep beraber AK Parti’yi silkelemek, doğru sandığa gömmek zorundayız” dedi.

Kılıçdaroğlu, Aydın’da partisinin merkez ilçe başkanlığını ziyaret etti.

DOĞAN ÜZERİNDEN ERDOĞAN’A GÖNDERME
Aydın Belediye Meclis Salonu’nda yaptığı konuşmada Kılıçdaroğlu, Türkiye’de demokrasinin bir ayağının medya olduğunu, yargı, yürütme, yasama organları ile medyanın birbirini denetlemesinin, demokrasinin sağlıklı işlemesine vesile olacağını ifade etti.

AK Parti sonrasında ’yandaş medya’ kavramının gündeme geldiğini, bu kesimin Başbakan’ın her dediğini onaylamaya koşullandığını savunan Kılıçdaroğlu, Doğan Grubu’na, Cumhuriyet tarihinin en büyük cezasının kesildiğini ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, hiçbir zaman bir mükellefin özel olmamak kaydıyla beş yılının incelenemeyeceğini, mükellefi batırmanın değil, yaşatmanın esas olduğunu belirterek, “Vergi denetim elemanları, iktidar partisinin tetikçisi konumuna gelemezler. Eğer gelmişlerse orada demokrasi olmaz” dedi.

AKP YANDAŞLARI DIŞINDA HERKES MAĞDUR
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Toplum baskı altında. Eskiden herkes telefonla özgürce konuşurdu. Şimdi arada bir telefon geliyor, ’Kemal bey size bir şey anlatacağım ama sizin telefonlarınız dinleniyor’ diyorlar. Dinlensin. Vatandaş artık normal konuşmayı bile unutmak üzere. Hani demokrasi vardı, özgürlük vardı? Böyle demokrasi, böyle özgürlük olabilir mi? Bir şey var, hep beraber bilinçlenip, hep beraber kenetlenip, hep beraber AK Parti’yi silkelemek, doğru sandığa gömmek zorundayız.

Biz yeniden bir ulusal kurtuluş savaşı vermek zorundayız. AK Parti ve yandaşları dışında bu toplumda yaşayan herkes mağdur durumda.” -

“EMEKLİ HEM AĞLIYOR HEM OY VERİYOR”
Türkiye’de son olarak uygulanan “hasta olma vergisi” ile hastalanınca para verileceğini iddia eden Kılıçdaroğlu, “Yasa, geçen yasama döneminde parlamentoda görüşülürken, en büyük tepkiyi biz CHP olarak gösterdik. ’Emekliler perişan olacak’ dedik, biz TBMM’yi terk ettik. O zaman AK Parti’nin oyu yüzde 34,5 idi. Sonra seçim oldu, AK Parti’nin oyu oldu yüzde 47. Şimdi ben emeklilere mi inanayım, kendi söylediğime mi” dedi.

Türkiye’de 9 milyon emeklinin bulunduğunu, aileleri ile birlikte sayılarının 15-16 milyona ulaştığını bildiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “İsteseler bir partiyi tek başına iktidar yaparlar. 9 milyon emekli hem ağlıyor hem de seçim zamanı gelince koşa koşa oyunu AK Parti’ye veriyor. Ben bu akıl tutulmasını hala çözmüş değilim. Bu demokrasi değildir. Kendi hakkına sahip çıkamayan, ülkesine sahip çıkamaz. O nedenle benim elim bu seçimlerde emeklinin yakasındadır.” Kılıçdaroğlu, toplumun akıl tutulmasıyla karşı karşıya olduğunu savunarak, bunda 12 Eylül döneminin sorumluluğu bulunduğunu kaydetti.

Kılıçdaroğlu, “Bu nedenle diyoruz ki, bir ulusal kurtuluş savacı sürecinde nasıl mücadele ettiysek, şimdi de aynı mücadeleyi vermeliyiz. Bir kişi kalsak bile vereceğiz bu mücadeleyi. Türkiye madem ki ulusal kurtuluş savaşı verdi, taşeron iktidarlara ihtiyacımız yok artık” dedi.

”AİLE SİGORTASI”
“Demokratik açılım” çalışmalarını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, bu açılımla neyin kast edildiğinin anlaşılmadığını bildirdi. Kılıçdaroğlu, “Bu ülkede hiçbir zaman yüzbinlerce çocuğun yatağa aç girdiğini düşünmüyoruz. Eğer bir ülkede yüzbinlerce çocuk yatağa aç giriyorsa bunun vebali, Recep Tayyip Erdoğan ve onun bakanlarınındır. Ve bizim bunun hesabını sormamız gerekir” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, “CHP’nin aile sigortası ile yoksulluğu bitireceğini, Türkiye’de yoksul ailelerin kalmayacağını, kadınların üreten konumuna geleceğini” ifade etti.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, terörle mücadelede terör örgütünün koşulsuz silah bırakmasını ve Türk adaletine teslim olunmasını istediklerini, bu uygulama olursa memnun kalacaklarını belirterek, “Biz bu ülkede terörün bitmesini istiyoruz. Gelsinler teslim olsunlar, silahlarını bıraksınlar” dedi.
 

Milliyet





MHP’li Ekici’den DTP’lilere küfüre varan hakaretler!

11 10 2009

MHP’li Ekici’den DTP’lilere küfüre varan hakaretler!

dtp

Hükümetin ’açılımı’na sert tepkiler veren MHP’den siyasi nezaketle bağdaşmayacak çıkış geldi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ekici, küfüre varan hakaretlerde bulundu:

ARINÇ AĞIZ İSHALİ OLMUŞ
ARINÇ’A: Ağız ishali olmuş ’başbakan yardımcısı’ denen adam çıkıyor, ’Bizden önce 18 Başbakan geldi, problemleri süpürdüler’dedi. Senin kökünü biliyoruz. Allah seni gökten zembille bu ülkenin başına indirmedi.

DTP’NİN K……LERİ
DTP’YE: Bu ’açılım’ falan değil, resmen ’ihanet projesidir.’ O DTP’nin k….leri, o Öcalan’ın k……leri bugün Anayasa’nın ilk 3 maddesinin değiştirilmesini teklif ediyorlar. Bir yol açarsanız, kurduğunuz barajdan bir delik olursa, o baraj patlar. (Vatan)





Ferda Paksüt, Serdar Arseven’i fena azarladı

29 09 2009

Ferda Paksüt ile Serdar Arseven arasında Ergenekon tartışması yaşandı.

paksut

O, Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili’nin eşi. Ama gündeme Ergenekon soruşturması kapsamında geldi. Sanık Ferda Paksüt olarak mahkemeye çıktı.

KAMERALARIN ÖNÜNDE TARTIŞTI
Ve Ferda Paksüt, dün akşam iddianamede telefon görüşmelerine yer verilen Vakit gazetesi yazarı Serdar Erseven ile karşılaştı. Haber de böyle çıktı. İkili kameraların önünde tartıştı. Ferda Paksüt yaşadığı gerginliğin ardından gittiği defilede tesettürlü mankenleri görünce daha da kızdı.

TELEFON GÖRÜŞMELERİ İDDİANAMEYE GİRDİ
Önce Suudi resepsiyonunda, ardından defilede… Ankara’da dün geceye damgasını Ferda Paksüt vurdu. Ergenekon davasında adı sanık sıfatıyla yer alıyor. 3 iddinamede Paksüt’le Vakit gazetesi yazarı Serdar Arseven’in telefon görüsmeleri yer alıyordu.

EŞİNİ SAKİNLEŞTİRMEYE ÇALIŞTI AMA..
O görüsme dün gece Arap resepsiyonda yüz yüze tekrarlandı. Vakit temsilcisi Arseven’in hazırladığı ancak servise koymadığı yazı Ferda Paksüt’ü kızdırmıştı.  Anayasa Mahkemesi Başkenvekili Osman Paksüt eşiyle Arseven arasındaki gerginliği bitirmek için defalarca araya girdi, ancak bitmedi.

KABİNEDE BİRİ VAR
Arseven’e Ergenekon iddianamesinde kendisiyle ilgili bölümleri neden Vakit gazetesinde yazmadığını soran Paksüt, “Kabinede birisi var. Sizinle de konuştu beni de aradı. Yazmanızı engelleyen de o. Büyükelçi iken evimizde de kaldı. Dilerdim ki o yazıyı yazsaydınız, yazamadınız” dedi.

DEFİLEDEN ÇIKACAKTI AMA..
Paksüt, Suudilerin davetinden çıktı, daha renkli bir mekana moda günlerine defile izlemeye gitti. Keyifler yerindeydi ta ki sıra türbanlı kıyafetlere gelinceye kadar… Türban podyuma çıkınca, tepki gösterenler sahne aldı. Ferda Paksüt de çıkmak için birkaç kez hamle yaptı. Alkışlara katılmadı, çantasına sıkı sıkı sarıldı ama arkadaşları engelledi. Ferda Paksüt defileyi sonuna kadar izledi

http://www.mehmeterdogan.com/2009/09/ferda-paksut-serdar-arsevenni-fena-azarladi/





FLAŞ HABER ! MECLİSTE SINIR ÖTESİ TEZKERESİ

29 09 2009

HÜKÜMET 1 YIL UZATILMASI TALEBİNİ TBMM’YE GÖNDERDİ

flas

Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunması için Hükümete verilen yetkinin süresinin uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresinin TBMM’ye gönderilmesinin kararlaştırıldığını bildirdi.

Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 17 Ekim’den geçerli olmak üzere sınır ötesi operasyonlara izin veren tezkerenin bir yıl daha uzatılmasıyla ilgili konunun Bakanlar Kurulunda ele alındığını ve tezkerenin imzalarının tamamlandığını kaydetti. Çiçek, ”Meclis açılır açılmaz mümkünse bunun Genel Kurulda görülüşüp karara bağlanmasını arzu ediyoruz” dedi.

Cemil Çiçek, ayrıca toplantıda, yurt içi ve dışındaki varlıkların ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmeler dikkate alınarak ”Varlık Barışı”nın süresinin 31 Aralık 2009′a kadar uzatılmasına karar verildiğini bildirdi.  

Anayasa’nın 101 ve 102. maddesinde yapılan değişiklikle cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle ilgili anayasal düzenleme ve değişiklik yapıldığını hatırlatan Çiçek, referandumla kabul edilen düzenlemeyle ilgili uyum yasası ihtiyacının ortaya çıktığını belirtti. Çiçek, ”Cumhurbaşkanı seçimlerinin nasıl yapılacağıyla ilgili Adalet Bakanı’nın hazırladığı bir tasarı var. O bugün Bakanlar Kurulunda görüşüldü. Prensip itibarıyla benimsendi, dolayısıyla bir iki ufak teknik düzenlemenin akabinde tekrar görüşmeye gerek yok, bunu TBMM’ye sevk etmiş olacağız. Dolayısıyla cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili uyum yasasından doğan bir eksiklik böylece giderilmiş olacak” diye konuştu.

AA





PKK ateşkesi uzattı

23 09 2009

PKK bir süredir devam eden ateşkes kararını uzattığını açıkladı

Terör örgütü PKK yaptığı açıklamada Kürt açılımının sahte bir açılım olduğunu ve Kürt sorununu çözmeyi amaçlamadığını iddia etti. PKK açılım için “sözde Kürt Açılımı” ifadesini kullandı.

KÜRT SORUNUNU SÖZDE ÇÖZÜYORLAR
Açıklamada şunlar söylendi: “Özellikle son süreçte medyayı kullanarak sahte açılım propogandasını yoğunlaştırıp Türkiye kamuoyunun desteğini almaya, Kürt sorununu sözde çözüyor görünüp Güney Kürdistan yönetimini yanıltarak desteğini sağlamaya, bölge devletleri ve uluslar arası güçlerle bu temelde yeni bir ittifak oluşturmaya çalışarak özgürlük hareketimizi kuşatmak, tecrit etmek, teslim almak, olmazsa saldırıp imha etmek gayreti ve çabası içindedir” dedi.”

ATEŞKES İÇİN 3 ŞART
Açıklamada ateşkesin sürmesi için üç şart öne sürüldü. Bu şartlar: “operasyonların durdurulması, Yol Haritasının verilmesi ve Abdullah Öcalan’nın sorunun çözümünde muhatap alınması” olarak sıralandı. PKK açıklamasında Abdullah Öcalan’ın muhatap alınmasını istedi.

Kuzey Irak’da bulunan yerel yönetim ile PKK’nın karşı karşıya getirilmeye çalışıldığını iddia eden PKK, AKP’nin kendi yandaşı olan bir Kürt tipi yaratmaya çalıştığını iddia etti.

PKK, ABD ve AB’ye de çağrıda bulunarak Kürt açılımı konusunda dikkatli olmaları istendi.

Kısacası PKK, yaptığı açıklama ile açılımdan hoşnutsuzluğunu dile getirirken, silah bırakmak için Abdullah Öcalan’ın muhatap alınmasını istedi.





travesti sisi yaptı yapacağını

2 09 2009

sisi

28 Şubat’ın derin ismi SİSİ, Ergenekon sürecinde “mecburen” yeniden devrede.

Ergenekon soruşturmasının 7’nci dalgasında gözaltına alınan “Sisi” lakaplı Seyhan Soylu’nun “Ergenekon Show” adlı program hazırladığı ve 1 Temmuz’da Kanal T’de başlayacak programına tutuklu bulunan Ergenekon sanıklarını konuk etmek için savcılardan izin istediği öğrenildi.

 

İLK KONUĞU SABİH KANADOĞLU
Ergenekon kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan ‘Sisi’ lakaplı travesti Seyhan Soylu, Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptığı Kanal T’de, Ergenekon davasını masaya yatıracağı program için, Ergenekon sanıklarının cezaevinden programa konuk olmaları için savcılardan izin istedi. Dün Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne gelen Sisi, adli emanetten eşyalarını almak için müracatta bulundu.

SAVCILARDAN İZİN İSTEDİ

Soylu, eşyalarını almak için gerekli onayı aldıktan sonra Ergenekon savcılarına yeni programından söz etti. 1 Temmuz’da Kanal T’de başlayacak olan ‘Ergenekon Show’ adlı program çerçevesinde tutuklu bulunan Ergenekon sanıklarını da programda konuk almak isteyen Soylu, savcılardan izin talep etti. Konuyla ilgili bir dilekçe sunan Soylu, savcılardan gerekli izni aldıktan sonra ilgili dilekçesini Silivri Ceza İnfaz Kurumu yönetimine sunacak.
PROGRAMI GÜNEY YÖNETECEK
Gazeteci-yazar Abdullah Özdoğan, spiker Gülgün Feyman programı yönetecek, Tuncay Güney’in de Kanada’dan katılması planlanıyor. İstanbul’un yanı sıra Kanada’dan da yapılacak olan programın ilk konuğu ise Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu olacak.

Konuk olması istenen sanıklar arasında Veli Küçük ve Ümit Oğuztan da bulunuyor.





Ermenistan sınırı açılıyor

1 09 2009

Protokolün ayrıntıları belli oldu

PROTOKOL

Türkiye ile Ermenistan, paraf ettikleri protokol ile diplomatik ilişki kurulması ve karşılıklı olarak diplomatik temsilcilik açılması hususunda anlaştı.

İsviçre’nin arabuluculuğunda sürdürülen görüşmeler sonucu iki ülke arasında dün paraf edilen ve 6 hafta sonra imzalanması öngörülen iki protokolden biri olan “Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti Arasında Diplomatik İlişkilerin Kurulmasına Dair Protokol”, iki ülke arasındaki mevcut sınırın karşılıklı olarak tanınmasını da öngörüyor.

Protokol çerçevesinde, Türkiye ile Ermenistan, gerek ikili gerekse uluslararası ilişkilerinde, “eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı” ilkelerine saygılı olacak.

İki ülke protokolle ayrıca, aradaki mevcut sınırı uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanıyarak, ortak sınırın açılmasını kararlaştırıyor.

Protokole göre iki ülke, terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınmayı ve teröre karşı mücadelede işbirliğine gitmeyi taahhüt ediyor.

Protokolde neler var?

- Sınırların açılması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 2 ay sonra)

- İki ülke dışişleri bakanlığında çalışma grubu kurulması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 2 ay sonra)

- Hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonların çalışacağı koşullar, temel statülerin bakanlar düzeyinde onaylanması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 3 ay sonra)

- Hükümetlererası komisyonların ilk toplantısının düzenlenmesi (Çalışma koşulları saptandıktan hemen sonra)

- 7 alt komisyon kuruluyor: Siyasi İstişare Alt Komisyonu, Ulaştırma, İletişim ve Enerji Altyapı ve Şebekeleri Alt Komisyonu, Hukuki Konulara İlişkin Alt Komisyon, Bilim ve Eğitim Alt Komisyonu, Ticaret, Turizm ve Ekonomik İşbirliği Alt Komisyonu, Çevre Sorunlarına İlişkin Alt Komisyon, Tarihsel Boyuta İlişkin Alt Komisyon (Bu Komisyon ile karşılıklı güveni yaratmak için bir diyalog mekanizması kuruluyor. Tarihi belgeler incelenecek, bu incelemeye Ermeni, Türk, İsviçre ve diğer uluslardan katılım olabilir. Bununla şu deniliyor aslında; Ermenistan kapı kapı dolaşıp ’soykırım’ demeyecek) (Hükümetlerarası Komisyon’un ilk toplantısından en geç 1 ay sonra)

-TARİHİ PROTOKOLÜN METNİ-

Protokol şöyle:

“Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti,

Aynı gün imzalanan ilişkilerin geliştirilmesi hakkında Protokol’de öngörüldüğü şekilde, halklarının yararına hizmet etmek amacıyla iyi komşuluk ilişkileri tesis etmeyi, siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda ikili ilişkileri geliştirmeyi arzulayarak,

Birleşmiş Milletler Şartı, Helsinki Nihai Senedi, Yeni Avrupa için Paris Şartı çerçevesindeki yükümlülüklerine atıfta bulunarak,

İkili ve uluslararası ilişkilerinde, eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkelerine saygılı olacakları ve bu ilkelere saygı gösterilmesini sağlayacakları yönündeki taahhütlerini teyit ederek,

İki ülke arasında güven ve itimat ortamı oluşturulmasının ve bunun muhafaza edilmesinin, tüm bölgede barışın, güvenliğin ve istikrarın kuvvetlenmesine katkıda bulunacağını, güç kullanımından ya da güç kullanma tehdidinden imtina etme, anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü, insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunmasının önemini akılda tutarak,

İki ülke arasındaki mevcut sınırın uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanındığını teyit ederek,

Ortak sınırın açılması hususunda aldıkları kararı vurgulayarak,

İyi komşuluk ilişkileri anlayışıyla bağdaşmayacak herhangi bir siyaset izlemeyeceklerine dair taahhütlerini yineleyerek,

Hangi nedenle olursa olsun terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınılacağını ve bunlara karşı mücadelede işbirliğine gidileceğini taahhüt ederek,

Ortak çıkarlar ve iyi niyet zemininde, barış, karşılıklı anlayış ve uyum hedefleri doğrultusunda ilişkileri için yeni bir model geliştirme ve istikamet belirleme iradelerini teyit ederek,

1961 tarihli Diplomatik İlişkilere Dair Viyana Sözleşmesi uyarınca bu Protokolün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diplomatik ilişki kurulması ve karşılıklı olarak diplomatik temsilcilik açılması hususunda anlaşmışlardır.”

Metinde, “protokolün ve imzalanan diğer protokolün aynı gün ve esasen onay belgelerinin değişimini takip eden ilk ayın ilk günü yürürlüğe gireceği” belirtiliyor.