Erdoğan: “Sorun çözülmeden sınır kapıları açılamaz”

16 05 2009
Erdoğan: “Sorun çözülmeden sınır kapıları açılamaz”  

 

İSTANBUL (İHA) – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Dağlık Karabağ sorununda sessiz kalmasının mümkün olmadığını belirterek, “Dağlık Karabağ sorunu çözülmeden sınır kapıları açılamaz” dedi. Ayrıca, Türkiye’yi yakından ilgilendiren domuz gribi virüsünün, Atatürk Havalimanı’ndan yurda giriş yapmak üzere olan Irak asıllı bir Amerikan vatandaşında tespit edildiğini ifade eden Erdoğan, “Söz konusu şahıs kontrol altında” diye konuştu.
 
Soçi’ye hareketinden önce Atatürk Havalimanı’nda basın toplantısı düzenleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan ve Polonya ziyaretlerini değerlendirdi.
Erdoğan, Azerbaycan ziyaretinin, iki ülkeyle ilgili bir çok söylentinin giderilmesine yönelik bir ziyaret olduğunu ifade ederek, “Türkiye-Azerbaycan arasındaki ikili ilişkilerimizi daha da geliştirmeye yönelik bir ziyaret. Sayın Aliyev ile uzun uzun görüşmelerimiz oldu. Bu görüşmelerimizde her şeyden önce geçmişten bu yana, tarihten gelen kardeşliğimizi gölgeleyebilecek herhangi bir şeyin olamayacağını, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü üzerinde tasarrufta bulunanlara karşı bizim hiçbir zaman kalkıp bir yanlış politikanın içine girmemizin mümkün olamayacağını ve bugüne kadar nasıl hep Azerbaycan’ın bu davasını biz de milli dava olarak görmüşsek, bundan sonra da yine aynı durumda olduğumuzu gerek kendilerine, gerek parlamentodaki konuşmamızda ifade ettik. İki kardeş ülkenin bundan sonra da işbirliğindeki kararlılığının devam edeceğini ortaya koyduk” dedi.
 
Azerbaycan ziyaretinin çok verimli geçtiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, “İki kardeş ülkenin bundan sonraki süreci de aynı kararlılıkla devam ettirmesi konusunda verimli bir ziyaretti. Hala, bunu farklı yerlere çekmek isteyenler olabilir. Türkiye’nin dostlarıyla arasına fitne fesat karıştırmak isteyenler içte de dışta da olacaktır. Biz işimize bakıyoruz. Gerçekçi olanlar zaten bunu görüyorlar” diye konuştu.
 
Erdoğan, Güney Kafkasya’da barış ve istikrarın tesisi konusunda Aliyev ile aynı görüşleri paylaştıklarını söyledi. Bu konudaki görüşlerinde herhangi bir farklılık söz konusu olmadığının altını çizen Erdoğan, “Son zamanlardaki özellikle Azerbaycan medyasında da çıkan ve Türkiye’nin Azerbaycan’ı haklı davasında yalnız bırakacağı iddialarının gerçeği yansıtmadığını orada da ifade ettik. Türkiye’nin kardeş ülke Azerbaycan’ı yalnız bırakması söz konusu olmayacaktır. Aramızda doğalgaz noktasında bazı attığımız adımlar var. Bu konularla ilgili de ilgili bakan ve kurum başkanlarına talimatlar verildi. Bu çalışmalar da başlatıldı. Bu çalışmaları da yine en güzel şekilde süratlendirerek bitireceğiz. Bu konuda medyada çıkanlar gerçeği yansıtmıyor” ifadelerini kullandı.
 
Zam söylentilerine tepki gösteren Erdoğan, “Zam geliyor, zam gidiyor. Bu tür şeyleri sürekli kurcalamanın anlamı yok. Doğalgazda fiyatlar nasıl iner, nasıl çıkar. Bunu hep söyledik. Böyle ifadelerle Azerbaycan Türkiye arasındaki konuyu sadece buraya indirgemek yanlış olur. Bizim şu anda Azerbaycan’dan aldığımız gaz 4 milyar metreküp civarındadır. Geçtiğimiz yıl bu biraz artmıştır. Kendilerinden yılda 4 milyar metreküp daha istiyoruz. Bunu 8 milyar metreküpe çıkarmanın hesabındayız. Bizim şu anda harcadığımız 35-36 milyar metreküptür” şeklinde konuştu.
 
Başbakan Erdoğan, Bakü’deki temaslarının ardından resmi ziyaret için Polonya’ya gittiğini, Polonya’ya 1923′ten bu yana Başbakan olarak ilk resmi ziyareti gerçekleştirdiğini söyledi. Türkiye ile Polonya aslında diplomatik temasların başlamasının 1414′e dayandığını hatırlatan Erdoğan, “Böyle bir geçmişi var bu işin. Lehistan adıyla başlıyor süreç ve bugünlere geliyor. 1923′ten bu yana da Türkiye Cumhuriyeti’nden hiçbir başbakan resmi ziyaret için Polonya’ya gitmedi. Aramızda 2.5 milyar avroluk dış ticaret hacmi var. Bunu da yeterli bulmuyoruz. Hedefimiz 2013′te bunu 7 milyar avroya çıkarabilmek. Her iki tarafta da bir irade mevcut. Ayrıca Polonya AB sürecinde bizi yalnız bırakmayan bir ülke” açıklamasında bulundu.
 
Erdoğan, Polonya’nın geleceğe yönelik ciddi bir yatırım takviminin söz konusu olduğunu belirterek, Türk müteahhitlerin bu işi yakın takibe almalarıyla, istenen neticeye ulaşmanın mümkün olacağını söyledi.
 
Basın mensuplarının soruları üzerine, Türkiye’nin Dağlık Karabağ sorununda sessiz kalmasının mümkün olmadığını ifade eden Erdoğan, “Bu mümkün değil. Bizim kapılarımızın kapanması Dağlık Karabağ ile alakalı, orada yapılan müdahalenin sonucunda bizim kapılarımız da kapatılmıştır. Başkaları başka türlü anlayabilir ama biz böyle anlıyoruz. Sebebi budur. Sebep netice ilişkisidir. Bu sebep ortadan kalkmadıktan sonra, biz de kapılarımızı açamayız. Biz bunu bu şekilde açıklıyoruz. Bunun birbiriyle ilişkisi yoktur yaklaşımını doğru bulmuyoruz” dedi.
 
Domuz gribi virüsü tespit edilen Irak asıllı Amerikan vatandaşının kontrol altında olduğunu da belirten Erdoğan, “Sıkı bir takiple bu süreç devam etmektedir. Irak asıllı Amerikan vatandaşında virüs tespit edilmiştir. Kendisi müşahede altında olduğu gibi, ailesi başta olmak üzere, geldiği uçaktaki yolculara ulaşabilme noktasında da arkadaşlarımız yetkililerle temas halinde” diye konuştu.

 





2 emekli asker gözaltına alındı!

15 05 2009

“Ergenekon” soruşturması kapsamında 3 kişi gözaltına alındı.

Polis ekipleri, soruşturma kapsamında Beykoz’da gerçekleştirilen kazıda çıkan silah ve mühimmatla ilgili olarak 3 kişiyi gözaltına aldı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri süren bu kişilerden ikisinin emekli asker, diğerinin de Ortaköy’deki Reina isimli eğlence merkezinin özel güvenlik biriminde çalıştığı belirtilen eski bir SAT komandosu olduğu öğrenildi.





DTP’li Türk’ten Kosova modeli önerisi

12 05 2009
DTP’li Türk’ten Kosova modeli önerisi  

 

ANKARA (ANKA) -DTP Genel Başkanı Ahmet Türk Kürt sorununun çözümü için Kosova modeli önerdi. Türk “Kosova’da yüzde 5′lik nüfusa sahip Türkler için yaklaşım, Türkiye hükümetinin oradaki Türk azınlığı için istediği, yerine getirilen talepler neyse bugün burada uygulansa sorun kalmaz” dedi. Türk, Güneydoğu’da köylere Kürtçe isimlerin verilmesi yönündeki çalışmaları “İsimleri değiştireceksiniz; ama dilini yasaklarsanız ne anlama gelir. Zaten verilen yeni Türkçe isimleri hiçbir Kürt kullanmıyor.”şeklinde değerlendirdi.
Türk Meclis grup toplantısı çıkışında gazetecilerin, ‘Kürt sorununun çözümü yönünde bölgedeki köylere Kürtçe isim verilmesine yönelik çalışmalara’ ilişkin sorularını yanıtladı. Sadece köylerin isimlerinin değiştirilmesinin bir anlam ifade etmeyeceğini kaydeden Türk, şunları söyledi:
“Zaten verilen yeni Türkçe isimleri hiçbir Kürt kullanmıyor. Kendi içinde aynı isimleri kullanıyor. Önemli olan Kürtlerin de bir kimliğinin, bir kültürünün bir dilinin olduğunu unutmadan gereğini yerine getirmektir. Sorunun çözümü demokratik bir proje ile ortaya çıkmaktır. Kısmi düzeltmeler kimseyi tatmin etmez. İçselleştirecek bir yaklaşım biçimi getirilmeli. Benim yurttaşım, farklılığı var, farklılık da benim zenginliğimdir, bunların olması gereken haklar ortaya konulmalıdır.”
Kosova’da, Kosova Demokratik Türk Partisi’nin daveti üzerine Kültür bakanları toplantısı yapılacağını hatırlatan Türk, “Orada isimler Türkçe, söylemlerini Türkçe söylüyorlar, her tür demokratik haklardan yararlanıyorlar. Meclis’te Türkçe konuşma hakkına sahipler. Kendi bölgelerinde bütün söylemlerini Türkçe yapıyorlar. Bir azınlığın olması gereken haklar konusunda elbette ki biz tam destek veriyoruz. Olması gerekiyor. Ama Yüzde 5′lik bir nüfusa sahip olan Türkler için Türkiye bunu önemsiyorsa, o değeri biçiyorsa, ‘burada 20 milyon yurttaşının da bu haklarını görmesi gerekir’ diye düşünüyoruz. Kosova’daki yaklaşım neyse, Türkiye hükümetinin oradaki Türk azınlığı için istediği, yerine getirilen talepler neyse bugün burada uygulansa sorun kalmaz diye düşünüyoruz.” diye konuştu.
Türk Cumhurbaşkanı Gül ile geçen hafta yaptığı görüşmeye ilişkin bir soru üzerine ise “Cumhurbaşkanı ile süreci değerlendirdik. Bu sürecin farklı bir sürece çevrilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Biz de yapılması gerekenler konusunda düşüncelerimizi söyledik.”dedi.

 





DİSK, 5 bin kişi ile Taksim’e girdi

1 05 2009

DİSK, KESK ve sivil toplum örgütleri ile siyasi parti temsilcilerinin de aralarında bulunduğu kalabalık bir grup 32 yıl sonra Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs’ı kutladı.

Türk-İş ve Hak-İş’ten sonra DİSK ve KESK üyeleri yaklaşık 5 bin kişilik kortejle Taksim’e 1977′de yaşanan olayların ardından ilk kez girdi. 

 

Başlangıçta 3 bin kişi ile Taksim’e yürüyüş yapan DİSK ve KESK üyeleri, polisin diğer grupların katılmasına izin vermemesi nedeniyle yürüyüşüne Osmanbey’de bir süre ara verdi.
DİSK ve KESK üyesi işçiler, polis ve sendika üyeleri arasındaki sayı pazarlığını sürdürürken, diğer grupların ana korteje katılmasına izin verilmemesi nedeniyle yürüyüşüne Osmanbey’de ara verdi. Yürüyüş dururken, Nişantaşı’nda küçük gruplara polis müdahale etti.
KESK ve DİSK’in kortejinde CHP ve DTP milletvekilleri de yer aldı.
Sendika ve polisler arasında grupların ana korteje katılmasına izin verilmesi ve Taksim’e giriş sayısı için yaklaşık 2 saat süren pazarlıkların ardından anlaşma sağlandı ve Taksim’e yürüyüş yeniden başladı. Yeni gruplarından da katılımıyla yaklaşık 5 bin kişiye ulaşan grup saat 12.20 sıralarında yaklaşık 4 bin kişi Taksim’e giriş yaptı. Giriş yapanlar arasında DİSK, KESK, Türkiye Komünist Partisi, CHP, DTP, feministler, Halkın Kurtuluşu Partisi gibi çok sayıda sivil toplum kuruluşları yer aldı. Taksim’e giriş yapan gruplar halay çekerek, 31 yıl sonra meydana girmeyi kutladılar.
Polis ekiplerinin yoğun güvenlik önlemleri aldığı Taksim Meydanı, bir anda işçilerle dolup taştı. Bazı işçiler, koşarak Atatürk Anıtı üzerine çıktı. Anıta tırmanan işçiler, ellerindeki bayrakları salladı.  Taksim Meydanı’na giriş yapmanın sevincini yaşayan işçiler, “1 Mayıs’ta 1 Mayıs alanındayız” sloganları attı.
 Bazı işçiler ise halay çekerek 1 Mayıs’ı kutladı. Taksim Anıtı’nın önünde fotoğraf çektiren işçiler dikkat çekerken, bazı işçiler çimlerin üzerine uzandı. Aralarında DİSK’in yanı sıra, çeşitli sendikalar, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcilerinin de aralarında bulunduğu grubun sayısı yaklaşık 5 bine ulaştı. Marşlar söylenirken, olayların çıktığı 1 Mayıs 1977′de Taksim Meydanı’nda açılan pankart da, Taksim Meydanı’na getirildi.
Taksim Meydanı’na giriş yaparken, işçilere seslenen DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, “Makul olan bu değil miydi? İşte Taksim’deyiz, işte 1 Mayıs alanındayız. Sayılar değil, insanlar makul olmalıdır” dedi.
Çelebi, “Birlik, mücadele ve dayanışma gününü kutluyoruz. Bayramımızı en güzel şekilde kutluyoruz. Burada yitirdiğimiz canlarımızı bağrımıza basacağız. Herkes elini vicdanına koyup söylesin. Makul olan bu değil miydi? Sayılar değil, insanlar makul olmalıdır. Anadolu örf ve adetleri bunu gerektirdiği gibi insan olmanın temeli de bunu gerektirir” diye konuştu.
Çelebi’nin açıklamaları, işçilerin “İşte 1 Mayıs, işte Taksim”, “1 Mayıs şehitleri ölümsüzdür” ve “Direne direne kazandık” sloganlarıyla kesildi. Çelebi sözlerini, “İşte Taksim’deyiz, işte 1 Mayıs alanındayız” diyerek tamamladı. KESK Başkanı Sami Evren ise, 1977 olaylarında ölenleri saygıyla andıklarını Evren, “Davanın peşini bırakmadık fakat bugüne kadar ne failleri bulundu, ne de azmedenler. 30 yıldır Taksim’in emekçilere açılmasını istedik. İşçi sınıfına uygulanan zulme son vereceğiz. Yoksulluğa, yolsuzluğa karşı duracağız” diye konuştu. Kutlamalara katılanlar yaklaşık 1, 5 saat burada kaldıktan sonra alanı terketti.
İSTİKLAL CADDESİ’NDE POLİS MÜDAHALE ETTİ
İstiklal Caddesi üzerinden Taksim’e çıkmaya çalışan gruba, polis biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti.
Polis müdahalesi sonucu ara sokaklara dağıtılan göstericiler, İstiklal Caddesi’nde toplandı. Taksim Meydanı’na çıkmak isteyen gruba polis müdahale etti. Polisin biber gazı ve tazyikli su ile müdahale ettiği göstericiler ara sokaklara dağılırken, bölgedeki gerginlik sürüyor.
 BİR İŞ YERİNDE YANGIN ÇIKTI
Tarlabaşı’nda toplanan bir grup gösterici polise molotof fırlattı.
Molotofun isabet ettiği bir işyerinde yangın çıkarken, olay yerine gelen itfaiye yangına müdahale etti.
Tarlabaşı’nda polis ve göstericiler arasındaki gerginlik devam ediyor.
Göstericiler polise Molotof kokteyli atarken, polis göstericileri dağıtmak için biber gazı sıktı. Göstericilerin attığı molotoflar ise bir işyerine isabet etti. Molotof kokteylinin isabet ettiği işyerinde yangın çıkarken, yangına çevredeki vatandaşlar müdahale etti. Ardından olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yangını söndürdü. Ara sokaklara dağılan göstericiler yola molotof atarak barikat oluşturdu. Zaman zaman taş atan göstericilere polis panzerinden tazyikli su sıkıldı. Polis ve göstericiler arasında kovalamaca yaşanırken, bölgedeki gerginlik sürüyor. Öte yandan, bir polis helikopteri de havadan destek verdi.