Saadet’te Hizbullah açığı

29 04 2009
 İran’a kimin davetlisi olarak gittiğini gizleyen Erbakan’ı ülkenin Hizbullah partisinin çağırdığı ortaya çıktı. Saadet Partisi hemen bir açıklama yaparak, ‘Hocamızın kendi şahsi gezisidir’ dedi.

Akşam’ın haberine göre siyaset yasağı kaldırılan ve Saadet Partisi’nde (SP) Yüksek İstişare Kurulu Başkanlığı’na getirileceği konuşulan eski Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan ile partisi arasında ‘Hizbullah çatlağı’ patlak verdi. İran’a 10 günlük sürpriz bir ziyarette bulunan Erbakan’ın, İran’ın Hizbullah Partisi ile işbirliği yaptığı ortaya çıktı. İran dönüşünde basın toplantısı düzenleyen Erbakan, Hizbullah’ın adını anmadan, ‘Ayetullah Harrazi’nin genel başkanlığını yaptığı parti ile toplantılar yaptık. Yeni bir dünya düzeninin kurulması için ortak örgütler oluşturulacak. Ortak çalışmaları Türkiye’de Saadet Partisi, İran’da Harrazi’nin partisi yürütecek’ demişti. Erbakan’ın sözünü ettiği Harrazi’nin, İran Hizbullah Partisi’nin lideri Ayetullah Seyyid Muhammed Bager Harrazi olduğu anlaşıldı. Erbakan Hoca’nın, SP adına İran Hizbullahı ile işbirliği yapması, partide ciddi bir krize neden oldu. Erbakan’ın Hizbullah’la yaptığı anlaşmayı üstlenmeyen SP yönetimi, partinin böyle bir kararının bulunmadığını bildirdi ve Erbakan’ın SP adına yaptığı açıklamaları reddetti.

KENDİ ŞAHSİ GEZİSİ

SP Genel Sekreteri Turhan Alçelik, Erbakan’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin eski bir başbakanı olarak İran’a gittiğini belirterek şunları söyledi: ‘Bu gezinin SP ile en küçük bir bağlantısı ve alakası yok. Hocamızın kendi şahsi gezisidir. Partimizin kurumsal kimliği ile bağlantılı bir ziyaret değildir. Erbakan Hocamız, bir eski başbakan olarak kendi adına İran’a gitmiştir. İran’daki parti ile yapılan görüşmeler ve anılan işbirliğinin de SP ile bir bağlantısı yoktur. Partimizin bu konuda aldığı bir karar, attığı bir adım veya bir düşünce de bulunmamaktadır. Zaten Anayasamıza ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre yabancı bir ülkedeki siyasi parti ile kurumsal işbirliğine gidilmesi de mümkün değildir.’ Alçelik, İran gezisine Erbakan ile birlikte katılan SP Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu için de, ‘Sayın Karamollaoğlu bu geziye Hocamızın tercümanı olarak katılmıştır. Partimizi temsilen yer almamıştır’ diye konuştu.

TÜRKİYE’Yİ TEHDİT ETMİŞTİ

İran Hizbullahı’nın lideri Harrazi, 18 Nisan 2006′da yaptığı bir açıklamada ABD’nin İran’a saldırması durumunda, dünyadaki tüm ABD hedeflerine intihar saldırıları düzenleyeceklerini söylemişti. Tehditlerini Türkiye’ye yönelik olarak da sürdüren Harrazi, ‘Eğer ABD, Türkiye’deki üsleri kullanır, Türkiye’den yardım alırsa, hiç şüpheniz olmasın ki size de saldırırız. Bize saldırana kim destek verirse versin, karşılıksız bırakmayacağız. Öyle bir karşılık vereceğiz ki, El Kaide’nin eylemleri yanında hiç kalacak’ demişti. Harrazi, Türkiye’deki yasadışı Hizbullah’la bir bağlantıları olmadığını da belirtmişti.





Patalya deşifre edildi !

14 04 2009

Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın düzenlediği “Patalya toplantıları”na katılanlar şimdi tek tek tutuklanıyor…
Sabah Gazetesi yazarı Yavuz Donat bu sabah Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınarak İstanbul’a gönderilen Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın düzenlediği “Patalya toplantıları”na katılan isimleri ilk yazan gazeteci olarak tanınıyor. Donat, “Medya Mahallesi”nde Haberal’ın Türk siyasi tarihindeki yerini ve “Patalya toplantıları”nın içeriğini anlattı.

İşte Yavuz Donat’ın o açıklamaları…
“Ben size önce Prof. Haberal’dan kısaca bahsedeyim. 1991′de DYP’nin Rize birinci sıra adayı ancak 1991′de Anavatan Partisi Rize’yi 3-0 alınca Hoca da siyesete giremedi.
 
İşin bir de magazin tarafı var hatırlayın; Süleyman Bey o tarihte muhalefet lideriydi Rize’ye gitti ve dedi ki “Hamsi kavağa çıkarsa Anavatan Partisi de bir kere daha iktidar olur. Hamsi kavağa çıkamayacağına göre iktidar olamaz”…
 
Sonra Mesut Bey Rize’ye gitti. Rizelilerin de kafası karıştı, “Süleyman Bey ne demek istedi?” diye, Mesut Yılmaz da bunu çok iyi malzeme olarak kullandı; “Yani demek istiyor ki” dedi, “Rize’den Başbakan çıkamaz.” Rizeliler tepki gösterdiler; “Ne demek Rize’den Başbakan çıkamaz, hamsi kavağa çıkar Rize’den de Başbakan çıkar!” diye yüklendiler Anavatan Partisi’ne.

Hocanın da ilk ve son adaylığıdır ondan sonra siyesette pek adı duyulmadı.
Daha sonra Süleyman Demirel’in görev süresinden sonra “Çankaya’ya kim çıksın” diye konuşulur iken rahmetli Bülent Ecevit’in Çankaya adayı Haberal Hoca idi. Sonra o proje gerçekleşmedi. Haberal hoca “Ben bu işlerde yokum” dedi çekildi.

 
2002′de AKP tek başına iktidara geldikten sonraki süreçte önce Kent otel sonra Patalya toplantılarını görüyoruz. O Patalya toplantıları daha sonra 2007 seçimlerine yaklaşırlınken içlerinde gerenaller, bürokratlar, eski siyasiler var… Şu anda Ergenekon’da tutuklu olanların bir kısmı da orada. Orada konuşulan konular “Parti mi kursak”, “Türkiye nereye gidiyor?”, “Ne olur?” diye.. Ben de bir gün oturdum bu toplantıya katılanların tam listesini yayınladım. “Bu toplantı için katılacaklara davetiye gönderiliyor ‘Şu konudaki görüşününüzü bildirin’ deniyor” dedim. Hatta geçen sene Mehmet Y. Yılmaz benim bu yazımı aldı; “Bu gizli mizli diyorsunuz” dedi. “Yavuz bunları isim isim tarihiyle, günüyle yazdı” dedi.

Şimdi o toplantıya gidenlerin bir kısmı eski bakanlar.

Bunlar oraya giderken korumalarıyla gidiyor. Şimdi bir kısmı sıkı korumada iki, üç koruması var. Bu insanların bir kısmının altındaki arabaları eski bakan olmaları münasebetiyle devletin tahsis ettiği makam araçları ve devletin verdiği şoför var. Orada bir gizlilik falan olmaz bu kadar kişinin katıldığı yerde gizlilik olmaz. Bizim meslektaşlar da var. Orada da gizlilik olmaz. Orada ne konuşuluyor. Bir kısmı diyor ki bu 2007 seçimlerine girerken; “DYP ile Anavatan Partisi’ni evlendirelim başına Mehmet Ağar ile Erken Mumcu’nun dışında bir isim gelsin”. Biri diyor ki, “TV’lerde programa yapan Hasan Ünal bey var o gelsin.”, birisi diyor ki, “Haberal Hoca daha popülerdir o gelsin.” O tür şeyler yapılıyor. Biz de bir kaç aydın biraraya gelince de her şey yapılır ileri konuşulur geri konuşulur… Ben bunları yazdım ve dedim ki “Bu Haberal’dan ihtilalci falan olmaz” ama bu Patarya onun otelidir sıfırdan kurduğu, yani onun derken üniversitenindir. Bunları yapmıştır. Konuşulan konular da şunlardır diye yazınca iki gün ardarda beni Prof. Haberal aradı. “İyi ki varsın Yavuzcum” dedi “Gizli kapaklı bir şey yapmıyoruz, sen ne var ne yok açıkça yazdın” dedi. “Çok teşekkür ediyorum” dedi. O tarihten bu yana ne o beni aradı, ne de ben onu aradım. Pek bir temasımız da olmadı. Bunlar 2007 seçimlerine girilirken “Acaba nasıl bir parti kursak, AKP’ye karşı bir alternatif nasıl çıkartırır?” türü şeylerin konuşulduğu toplantılardı.

 
O toplantılardan çıkanlar belki ikili, üçlü bir takım evlere gitmişlerdir bir takım şeyleri yapmışlardır, bilemiyorum. Biraz önce Sedat Ergin’in dediğine katılıyorum. Bazı şeyler var, ucu kime uzanıyorsa gitsin. Ama sokakta her gördüğümüz kişiye “Ergenokoncu” dersek insanlar artık bir korkuya falan girer ve biryere gidebilmeleri de mümkün değil, korkarlar.





DSP’de deprem

7 04 2009
Sezer istifa ediyor  
DSP’de ihraç krizi. Yerel seçim öncesi DSP’de başlayan parti içi gerilim, Sezer’i istifa noktasına getirdi.
 
DSP lideri Zeki Sezer, 29 Mart seçimleri öncesi CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’nun kampanyasına destek çağrısı yapan 5 milletvekilinin ihraç edilmesi tartışmalarının ardından “Hafta sonu istifa etmeyi düşünüyorum” dedi.
Yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı CHP adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı DSP’den bir aday gösterilmesi parti içinde huzursuzluk yaratmıştı.Bu gelişmelerinden ardından Sezer geri adım attı ve istifayı düşündüğünü açıkladı. Partisinin hafta sonu gerçekleştirilecek “İl Başkanları ve Parti Meclisi Çalışma Toplantısı”nda istifa etmeyi düşündüğünü açıklayan DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, “Atatürk’ün yolunda, Ecevit’in ışığında, demokratik sol felsefeyi iliklerine kadar benimsemiş bir kişi olarak, demokratik solcu olarak öleceğim” dedi.

Sezer, partisinin kurultay sürecinin başlayacağını, o süreçte partinin, ülkenin geleceği açısından en doğru kararı vereceğine inandığını dile getirdi. Parti örgütlerinin kendisi için son derece önemli olduğuna işaret eden DSP Genel Başkanı Sezer, şunları söyledi:
 
“Çünkü partimiz, Türkiye’de siyasette en saf, en temiz, ülkesini seven, ülke ve toplum çıkarı için siyaset yapan insanlardan oluşuyor. O nedenle örgütümüzün dimdik, geleceğe sağlıklı yürüyeceğine, en doğru kararı alacağına inancım sonsuz. Demokratik sol Türkiye’dir, demokratik sol Türkiye’nin geleceğidir, Demokratik Sol Parti Türkiye’nin birlik, bütünlüğünün, huzurunun, refahının güvencesidir. Atatürk’ün yolunda, Ecevit’in ışığında, demokratik sol felsefeyi iliklerine kadar benimsemiş bir kişi olarak, demokratik solcu olarak öleceğim. Siyaseti hiç bir zaman meslek olarak görmedim. Siyaset bir görev alanıdır. Ecevit’ten biz bunu öğrendik. O şekilde ülkeme ve milletime sevgim ve katkı arayışım sürecek. Önümüzdeki cumartesi ve pazar günleri örgütlerimizin temsilcileri olan il başkanlarımız ve PM ile bir çalışma toplantısı yapacağız. İstifayı resmileştirmeyi o toplantının sonuna bıraktım. Resmi olarak o tarihte bunu gerçekleştirmeyi düşünüyorum”.

Bu doğrultuda 5 milletvekili Sezer’e rest çekmi ve seçim sonrası partiden ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilmişlerdi. Bu gelişme üzerine Rahşan Ecevit, “Partiyi Ecevitsizleştirmek istiyorlar, hesaplaşacağız” diye rest çekmişti.