
Baykal’a “Faşist General Franko” benzetmesi
1 07 2009
Yorumlar : Leave a Comment »
Etiketler: AKP Ankara Milletvekili, CHP Genel Başkanı, Faşist General Franko, Haluk Özdalga, TBMM
Kategoriler : Politika
Baykal: Türkiye 12 gündür karanlıkta
24 06 2009
-“BİZLE DE PAYLAŞIN DA KAYGILANACAK BİR ŞEY OLMADIĞINI BİZ DE GÖRELİM”-
Başbakan Erdoğan’ın söz konusu belgenin ortaya çıkmasının ardından buna karşı mücadele kararlılığını ortaya koyduğunu anımsatan Baykal, Erdoğan’ın AB Büyükelçilerine ise “biz kurumlar olarak biriz, belge Türkiye’yi sarsmadı” mesajı verdiğine işaret etti. Baykal, “Bu 12 gün içinde başbakanın teşhisini ‘iktidara yönelik komplo’dan, ‘hep beraber bu olayı götürüyoruz’ noktasına getiren hangi süreçtir, ne oldu? Bizim anlayışımızı etkileyecek yeni bir şey yok. Genelkurmay’ın ‘hakaret sayarım’ sözünden çıkarak Genelkurmay’ın bilgisinin olmadığı sonucun çıkarıyoruz ama yukarıda bir uyum var. Ama o uyumun nedenini bizle de, milletle de paylaşsalar da biz de millet olarak kaygılanacak hiçbir şeyin olmadığı görüversek” dedi.
-”ELBETTE İMZA BENZEYECEK”-
Belgenin altında imzası olan Kurmay Piyade Albay Dursun Çiçek’in hala görevde olduğuna dikkat çeken Baykal, ortada halen belge ile bir tartışma olduğunu kaydetti. Belgenin fotokopi mi yoksa orijinal belge olup olmadığının dahi netlik kazanmadığını söyleyen Baykal, Emniyet yetkililerinde belgenin aslının olduğuna yönelik haberlerin çıktığını anlattı. Emniyet ve yargıya belgenin orijinalinin nasıl geldiğinin araştırılmadığını, bunun yerine imzanın benzerliğinin tartışıldığını kaydeden Baykal, “Yani eğer fotokopideki imza benzemiyorsa buna şaşmak lazımdır. Elbette imza benzeyecektir. Belli bir kişiye ait olduğu iddia edilmek için bu belge yapıldı. İmzanın taşınması kadar sıradan bir uygulama yoktur. Neyi tartışıyoruz” dedi.
-“HAZMETMEMİZİ BEKLEMEYİN”-
Baykal, söz konusu konu karşısındaki sükuneti, sessizliği, bu iddialar karşısındaki rahatlığı izah etmenin mümkün olmayacağını ifade ederek, “Öyle bir noktaya gelinmiştir ki; bu belge doğru da olsa önemli değildir, doğru olmasa da önemli değildir.. Bunu hazmettirmeyi sanki birileri sağlamaya çalışıyormuş gibi bir şey var. Ama bunu sindirmeye hazır değiliz. Gerçekten belge varsa gereğinin yapılmasını mutlaka istiyoruz. Eğer bu tertip ise Genelkurmay’ın ‘eğer doğru değilse ne olur görürüz’ sonucunu görmek istiyoruz. Bizim içimize sindirmemizi kimse beklemesin” dedi. Konuyla ilgili bir teslimiyet noktasına gelindiğini kaydeden Baykal, “Anlayış birliğinin ortaya çıktığın görüyoruz ama bunun dayanaklarını milletin görmesi lazımdır. Gerçekten telaş gerektiren bir durum yok mudur. Öyle anlaşılıyor ki yoktur. Albay yerinde. Eğer yoksa neyi bekliyoruz? Nerden çıkmıştır, bunun altında ne yatıyordu. ‘Canım onu kurcalamayalım’. Türkiye’nin tutarlılığa, verilen sözlerin arkasında durulduğunu görmenin ihtiyacı var. Bunu sağlamalıyız. Ben umudumu kaybetmedim” dedi.
-“BU İTHAMI KİM NASIL NE CÜRETLE YAPIYOR”-
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “teselli” ederek, “merak etmeyin gerçekler gizlenemez” dediğini anımsatan Baykal, “Evet gizlenemez ama biz bugün ortaya çıkmasını istiyoruz, derhal ortaya çıkmasını bekliyoruz” dedi. Bu olayın iki sonucunun da Türkiye’yi ciddi ve derinden bir şekilde etkileyeceğini ifade eden Baykal, “Olabilir diye geçiştiremeyiz. Öyle bir şey varsa onun derhal bütün ayrıntılarıyla çıkması gerekir. Bu TSK’nın örgütsel bütünlüğünü bir kurum olarak işler anlayışını yer yer kaybetmiş olduğunu bize gösterir. Bu vahim bir tablodur. Böyle bir durum söz konusu değilse Anayasaya saygılı bir anlayış doğrultusunda Genelkurmay Başkanının ifa ettiği doğrultuda bir kurum ise bu ithamı kim yapıyor. Ne cüretle, ne amaçla yapıyor. Nasıl yapabiliyor, nerelerden güç alarak yapıyor. Nasıl böyle etkin olabilmiştir. Bunun belgeleri nasıl emniyetin yargının elinde dolaşma fırsatını elde edebilmiştir. Bu öbür ihtimalden daha da vahimdir” dedi.
-“BİZLE DE PAYLAŞIN DA KAYGILANACAK BİR ŞEY OLMADIĞINI BİZ DE GÖRELİM”-
Başbakan Erdoğan’ın söz konusu belgenin ortaya çıkmasının ardından buna karşı mücadele kararlılığını ortaya koyduğunu anımsatan Baykal, Erdoğan’ın AB Büyükelçilerine ise “biz kurumlar olarak biriz, belge Türkiye’yi sarsmadı” mesajı verdiğine işaret etti. Baykal, “Bu 12 gün içinde başbakanın teşhisini ‘iktidara yönelik komplo’dan, ‘hep beraber bu olayı götürüyoruz’ noktasına getiren hangi süreçtir, ne oldu? Bizim anlayışımızı etkileyecek yeni bir şey yok. Genelkurmay’ın ‘hakaret sayarım’ sözünden çıkarak Genelkurmay’ın bilgisinin olmadığı sonucun çıkarıyoruz ama yukarıda bir uyum var. Ama o uyumun nedenini bizle de, milletle de paylaşsalar da biz de millet olarak kaygılanacak hiçbir şeyin olmadığı görüversek” dedi.
-”ELBETTE İMZA BENZEYECEK”-
Belgenin altında imzası olan Kurmay Piyade Albay Dursun Çiçek’in hala görevde olduğuna dikkat çeken Baykal, ortada halen belge ile bir tartışma olduğunu kaydetti. Belgenin fotokopi mi yoksa orijinal belge olup olmadığının dahi netlik kazanmadığını söyleyen Baykal, Emniyet yetkililerinde belgenin aslının olduğuna yönelik haberlerin çıktığını anlattı. Emniyet ve yargıya belgenin orijinalinin nasıl geldiğinin araştırılmadığını, bunun yerine imzanın benzerliğinin tartışıldığını kaydeden Baykal, “Yani eğer fotokopideki imza benzemiyorsa buna şaşmak lazımdır. Elbette imza benzeyecektir. Belli bir kişiye ait olduğu iddia edilmek için bu belge yapıldı. İmzanın taşınması kadar sıradan bir uygulama yoktur. Neyi tartışıyoruz” dedi.
-“HAZMETMEMİZİ BEKLEMEYİN”-
Baykal, söz konusu konu karşısındaki sükuneti, sessizliği, bu iddialar karşısındaki rahatlığı izah etmenin mümkün olmayacağını ifade ederek, “Öyle bir noktaya gelinmiştir ki; bu belge doğru da olsa önemli değildir, doğru olmasa da önemli değildir.. Bunu hazmettirmeyi sanki birileri sağlamaya çalışıyormuş gibi bir şey var. Ama bunu sindirmeye hazır değiliz. Gerçekten belge varsa gereğinin yapılmasını mutlaka istiyoruz. Eğer bu tertip ise Genelkurmay’ın ‘eğer doğru değilse ne olur görürüz’ sonucunu görmek istiyoruz. Bizim içimize sindirmemizi kimse beklemesin” dedi. Konuyla ilgili bir teslimiyet noktasına gelindiğini kaydeden Baykal, “Anlayış birliğinin ortaya çıktığın görüyoruz ama bunun dayanaklarını milletin görmesi lazımdır. Gerçekten telaş gerektiren bir durum yok mudur. Öyle anlaşılıyor ki yoktur. Albay yerinde. Eğer yoksa neyi bekliyoruz? Nerden çıkmıştır, bunun altında ne yatıyordu. ‘Canım onu kurcalamayalım’. Türkiye’nin tutarlılığa, verilen sözlerin arkasında durulduğunu görmenin ihtiyacı var. Bunu sağlamalıyız. Ben umudumu kaybetmedim” dedi.
-“BU İTHAMI KİM NASIL NE CÜRETLE YAPIYOR”-
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “teselli” ederek, “merak etmeyin gerçekler gizlenemez” dediğini anımsatan Baykal, “Evet gizlenemez ama biz bugün ortaya çıkmasını istiyoruz, derhal ortaya çıkmasını bekliyoruz” dedi. Bu olayın iki sonucunun da Türkiye’yi ciddi ve derinden bir şekilde etkileyeceğini ifade eden Baykal, “Olabilir diye geçiştiremeyiz. Öyle bir şey varsa onun derhal bütün ayrıntılarıyla çıkması gerekir. Bu TSK’nın örgütsel bütünlüğünü bir kurum olarak işler anlayışını yer yer kaybetmiş olduğunu bize gösterir. Bu vahim bir tablodur. Böyle bir durum söz konusu değilse Anayasaya saygılı bir anlayış doğrultusunda Genelkurmay Başkanının ifa ettiği doğrultuda bir kurum ise bu ithamı kim yapıyor. Ne cüretle, ne amaçla yapıyor. Nasıl yapabiliyor, nerelerden güç alarak yapıyor. Nasıl böyle etkin olabilmiştir. Bunun belgeleri nasıl emniyetin yargının elinde dolaşma fırsatını elde edebilmiştir. Bu öbür ihtimalden daha da vahimdir” dedi.
Yorumlar : Leave a Comment »
Etiketler: CHP, TBMM, Türkiye, baykal, irtica, eylem planı, TSK
Kategoriler : Politika
Bahçeli’den olağanüstü kurultay çağrısına tepki
12 06 2009
ilgili olarak yayımladığı genelgede, sürecin işleyiş takvimi hakkında bilgi verdi. Bahçeli, “Hiçbir dayatma, telkin ve engele aldırmadan mecrasında ilerleyecek olan bu sürecin nihayetinde ortaya çıkacak irade, MHP’yi yeni 40 yıllara taşıyacak isimleri ve Türkiye’nin ağır sorunlarına çözüm için elini taşın altına koyacak kadroları belirleyecektir.” derken, Olağan Büyük Kurultay’ın, 6 ay içinde gerçekleşeceğinin bilinmesine rağmen aralarında MHP’li bazı üyelerin de olduğu “Olağanüstü Kurultay” çağrısının hukuki kanallardan partiye ulaştırıldığını bildirdi. Bahçeli, şöyle devam etti:
Yorumlar : Leave a Comment »
Etiketler: 9. Olağan Büyük Kurultay, Devlet Bahçeli, MHP
Kategoriler : Politika
Erdoğan: “Sorun çözülmeden sınır kapıları açılamaz”
16 05 2009
Yorumlar : Leave a Comment »
Etiketler: Atatürk Havalimanı, Azerbaycan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dağlık Karabağ, Erdoğan, Soçi
Kategoriler : Politika
2 emekli asker gözaltına alındı!
15 05 2009
“Ergenekon” soruşturması kapsamında 3 kişi gözaltına alındı.
Polis ekipleri, soruşturma kapsamında Beykoz’da gerçekleştirilen kazıda çıkan silah ve mühimmatla ilgili olarak 3 kişiyi gözaltına aldı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri süren bu kişilerden ikisinin emekli asker, diğerinin de Ortaköy’deki Reina isimli eğlence merkezinin özel güvenlik biriminde çalıştığı belirtilen eski bir SAT komandosu olduğu öğrenildi.
Yorumlar : Leave a Comment »
Etiketler: beykoz, ergenekon soruşturması, mühimmat, polis ekipleri, sat komandoları
Kategoriler : Politika
DTP’li Türk’ten Kosova modeli önerisi
12 05 2009
“Zaten verilen yeni Türkçe isimleri hiçbir Kürt kullanmıyor. Kendi içinde aynı isimleri kullanıyor. Önemli olan Kürtlerin de bir kimliğinin, bir kültürünün bir dilinin olduğunu unutmadan gereğini yerine getirmektir. Sorunun çözümü demokratik bir proje ile ortaya çıkmaktır. Kısmi düzeltmeler kimseyi tatmin etmez. İçselleştirecek bir yaklaşım biçimi getirilmeli. Benim yurttaşım, farklılığı var, farklılık da benim zenginliğimdir, bunların olması gereken haklar ortaya konulmalıdır.”
Yorumlar : Leave a Comment »
Etiketler: ahmet türk, DTP, kosova modeli, pkk
Kategoriler : Politika
DİSK, 5 bin kişi ile Taksim’e girdi
1 05 2009
DİSK, KESK ve sivil toplum örgütleri ile siyasi parti temsilcilerinin de aralarında bulunduğu kalabalık bir grup 32 yıl sonra Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs’ı kutladı.
İstiklal Caddesi üzerinden Taksim’e çıkmaya çalışan gruba, polis biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti.
Yorumlar : Leave a Comment »
Kategoriler : Güncel
Saadet’te Hizbullah açığı
29 04 2009
İran’a kimin davetlisi olarak gittiğini gizleyen Erbakan’ı ülkenin Hizbullah partisinin çağırdığı ortaya çıktı. Saadet Partisi hemen bir açıklama yaparak, ‘Hocamızın kendi şahsi gezisidir’ dedi.Akşam’ın haberine göre siyaset yasağı kaldırılan ve Saadet Partisi’nde (SP) Yüksek İstişare Kurulu Başkanlığı’na getirileceği konuşulan eski Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan ile partisi arasında ‘Hizbullah çatlağı’ patlak verdi. İran’a 10 günlük sürpriz bir ziyarette bulunan Erbakan’ın, İran’ın Hizbullah Partisi ile işbirliği yaptığı ortaya çıktı. İran dönüşünde basın toplantısı düzenleyen Erbakan, Hizbullah’ın adını anmadan, ‘Ayetullah Harrazi’nin genel başkanlığını yaptığı parti ile toplantılar yaptık. Yeni bir dünya düzeninin kurulması için ortak örgütler oluşturulacak. Ortak çalışmaları Türkiye’de Saadet Partisi, İran’da Harrazi’nin partisi yürütecek’ demişti. Erbakan’ın sözünü ettiği Harrazi’nin, İran Hizbullah Partisi’nin lideri Ayetullah Seyyid Muhammed Bager Harrazi olduğu anlaşıldı. Erbakan Hoca’nın, SP adına İran Hizbullahı ile işbirliği yapması, partide ciddi bir krize neden oldu. Erbakan’ın Hizbullah’la yaptığı anlaşmayı üstlenmeyen SP yönetimi, partinin böyle bir kararının bulunmadığını bildirdi ve Erbakan’ın SP adına yaptığı açıklamaları reddetti.
KENDİ ŞAHSİ GEZİSİ
SP Genel Sekreteri Turhan Alçelik, Erbakan’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin eski bir başbakanı olarak İran’a gittiğini belirterek şunları söyledi: ‘Bu gezinin SP ile en küçük bir bağlantısı ve alakası yok. Hocamızın kendi şahsi gezisidir. Partimizin kurumsal kimliği ile bağlantılı bir ziyaret değildir. Erbakan Hocamız, bir eski başbakan olarak kendi adına İran’a gitmiştir. İran’daki parti ile yapılan görüşmeler ve anılan işbirliğinin de SP ile bir bağlantısı yoktur. Partimizin bu konuda aldığı bir karar, attığı bir adım veya bir düşünce de bulunmamaktadır. Zaten Anayasamıza ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre yabancı bir ülkedeki siyasi parti ile kurumsal işbirliğine gidilmesi de mümkün değildir.’ Alçelik, İran gezisine Erbakan ile birlikte katılan SP Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu için de, ‘Sayın Karamollaoğlu bu geziye Hocamızın tercümanı olarak katılmıştır. Partimizi temsilen yer almamıştır’ diye konuştu.
TÜRKİYE’Yİ TEHDİT ETMİŞTİ
İran Hizbullahı’nın lideri Harrazi, 18 Nisan 2006′da yaptığı bir açıklamada ABD’nin İran’a saldırması durumunda, dünyadaki tüm ABD hedeflerine intihar saldırıları düzenleyeceklerini söylemişti. Tehditlerini Türkiye’ye yönelik olarak da sürdüren Harrazi, ‘Eğer ABD, Türkiye’deki üsleri kullanır, Türkiye’den yardım alırsa, hiç şüpheniz olmasın ki size de saldırırız. Bize saldırana kim destek verirse versin, karşılıksız bırakmayacağız. Öyle bir karşılık vereceğiz ki, El Kaide’nin eylemleri yanında hiç kalacak’ demişti. Harrazi, Türkiye’deki yasadışı Hizbullah’la bir bağlantıları olmadığını da belirtmişti.
Yorumlar : Leave a Comment »
Etiketler: Erbakan, Hizbullah, Saadet Partisi, siyaset yasağı, SP, Turhan Alçelik, İran
Kategoriler : Politika
Patalya deşifre edildi !
14 04 2009
Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın düzenlediği “Patalya toplantıları”na katılanlar şimdi tek tek tutuklanıyor…
Sabah Gazetesi yazarı Yavuz Donat bu sabah Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınarak İstanbul’a gönderilen Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın düzenlediği “Patalya toplantıları”na katılan isimleri ilk yazan gazeteci olarak tanınıyor. Donat, “Medya Mahallesi”nde Haberal’ın Türk siyasi tarihindeki yerini ve “Patalya toplantıları”nın içeriğini anlattı.
İşte Yavuz Donat’ın o açıklamaları…
“Ben size önce Prof. Haberal’dan kısaca bahsedeyim. 1991′de DYP’nin Rize birinci sıra adayı ancak 1991′de Anavatan Partisi Rize’yi 3-0 alınca Hoca da siyesete giremedi.
İşin bir de magazin tarafı var hatırlayın; Süleyman Bey o tarihte muhalefet lideriydi Rize’ye gitti ve dedi ki “Hamsi kavağa çıkarsa Anavatan Partisi de bir kere daha iktidar olur. Hamsi kavağa çıkamayacağına göre iktidar olamaz”…
Sonra Mesut Bey Rize’ye gitti. Rizelilerin de kafası karıştı, “Süleyman Bey ne demek istedi?” diye, Mesut Yılmaz da bunu çok iyi malzeme olarak kullandı; “Yani demek istiyor ki” dedi, “Rize’den Başbakan çıkamaz.” Rizeliler tepki gösterdiler; “Ne demek Rize’den Başbakan çıkamaz, hamsi kavağa çıkar Rize’den de Başbakan çıkar!” diye yüklendiler Anavatan Partisi’ne.
Hocanın da ilk ve son adaylığıdır ondan sonra siyesette pek adı duyulmadı.
Daha sonra Süleyman Demirel’in görev süresinden sonra “Çankaya’ya kim çıksın” diye konuşulur iken rahmetli Bülent Ecevit’in Çankaya adayı Haberal Hoca idi. Sonra o proje gerçekleşmedi. Haberal hoca “Ben bu işlerde yokum” dedi çekildi.
2002′de AKP tek başına iktidara geldikten sonraki süreçte önce Kent otel sonra Patalya toplantılarını görüyoruz. O Patalya toplantıları daha sonra 2007 seçimlerine yaklaşırlınken içlerinde gerenaller, bürokratlar, eski siyasiler var… Şu anda Ergenekon’da tutuklu olanların bir kısmı da orada. Orada konuşulan konular “Parti mi kursak”, “Türkiye nereye gidiyor?”, “Ne olur?” diye.. Ben de bir gün oturdum bu toplantıya katılanların tam listesini yayınladım. “Bu toplantı için katılacaklara davetiye gönderiliyor ‘Şu konudaki görüşününüzü bildirin’ deniyor” dedim. Hatta geçen sene Mehmet Y. Yılmaz benim bu yazımı aldı; “Bu gizli mizli diyorsunuz” dedi. “Yavuz bunları isim isim tarihiyle, günüyle yazdı” dedi.
Şimdi o toplantıya gidenlerin bir kısmı eski bakanlar.
Bunlar oraya giderken korumalarıyla gidiyor. Şimdi bir kısmı sıkı korumada iki, üç koruması var. Bu insanların bir kısmının altındaki arabaları eski bakan olmaları münasebetiyle devletin tahsis ettiği makam araçları ve devletin verdiği şoför var. Orada bir gizlilik falan olmaz bu kadar kişinin katıldığı yerde gizlilik olmaz. Bizim meslektaşlar da var. Orada da gizlilik olmaz. Orada ne konuşuluyor. Bir kısmı diyor ki bu 2007 seçimlerine girerken; “DYP ile Anavatan Partisi’ni evlendirelim başına Mehmet Ağar ile Erken Mumcu’nun dışında bir isim gelsin”. Biri diyor ki, “TV’lerde programa yapan Hasan Ünal bey var o gelsin.”, birisi diyor ki, “Haberal Hoca daha popülerdir o gelsin.” O tür şeyler yapılıyor. Biz de bir kaç aydın biraraya gelince de her şey yapılır ileri konuşulur geri konuşulur… Ben bunları yazdım ve dedim ki “Bu Haberal’dan ihtilalci falan olmaz” ama bu Patarya onun otelidir sıfırdan kurduğu, yani onun derken üniversitenindir. Bunları yapmıştır. Konuşulan konular da şunlardır diye yazınca iki gün ardarda beni Prof. Haberal aradı. “İyi ki varsın Yavuzcum” dedi “Gizli kapaklı bir şey yapmıyoruz, sen ne var ne yok açıkça yazdın” dedi. “Çok teşekkür ediyorum” dedi. O tarihten bu yana ne o beni aradı, ne de ben onu aradım. Pek bir temasımız da olmadı. Bunlar 2007 seçimlerine girilirken “Acaba nasıl bir parti kursak, AKP’ye karşı bir alternatif nasıl çıkartırır?” türü şeylerin konuşulduğu toplantılardı.
O toplantılardan çıkanlar belki ikili, üçlü bir takım evlere gitmişlerdir bir takım şeyleri yapmışlardır, bilemiyorum. Biraz önce Sedat Ergin’in dediğine katılıyorum. Bazı şeyler var, ucu kime uzanıyorsa gitsin. Ama sokakta her gördüğümüz kişiye “Ergenokoncu” dersek insanlar artık bir korkuya falan girer ve biryere gidebilmeleri de mümkün değil, korkarlar.
Yorumlar : Leave a Comment »
Etiketler: ergenekon, mehmet haberal, patalya
Kategoriler : Ankara haberleri


Son Yorumlar